JAPON ÇOCUKLARINA ÖNERİLEN DAVRANIŞLAR

Bilindiği üzere, Japon ulusu, yeryüzünün en ahlâklı, en dürüst, en çalışkan,  en disiplinli, en temiz  insanlarından oluşan bir toplumdur. Japonlar bu niteliklerle doğmuyorlar. Onlar da dünyanın bütün çocukları gibi, doğuştan hiç bir farklılığa sahip değiller diğer çocuklardan. Ama ailelerinde, eğitim kurumlarında ve işyerlerinde öyle eğitiliyorlar ki, dünyanın bütün insanlarından daha dürüst, daha çalışkan, daha titiz,

SEVGİSİZLİK: İNSANLIK SUÇU !

Psikologlar, psikiyatristler pek çok sonrunlu insanı incelemiş, araştırmalar yapmış, sonuç olarak psikopatinin temelinde sevgisizlik, ilgisizlik, itilip kakılmışlık, aşağılanmışlık, görmezden gelinmişlik, yok sayılmışlık, taciz ve tecavüze uğramışlık gibi, insanların daha çok küçük yaşlarda uğradıkları olumsuzluklardan kaynaklandığını saptamışlardır. Söz konusu araştırmalar göstermiştir ki, insan, daha dünyaya geldiği andan itibaren annesinin, ebesinin, ninesinin ve çevresindeki tüm insanların ilgi,

ÖMRÜMÜZ KISALDIKÇA

Yaş ilerledikçe nasıl da telâşlanıyor insan:  Geçmişimizi gözden geçirdikçe  ömrümüzü  sorumsuzca  tükettiğimizi, geleceği hiç umursamadan, günübirlik yaşadığımızı,  yaşamın getirdiği güncel sorunlara yoğunlaştığımızı, onları abartarak metelik etmez işlerin peşinde koşuşturup durduğumuzu anlıyor, bu büyük zaman israfından dolayı dehşete düşüyoruz. Zamanımızı doğru kullanmış olsak meğer ne çok yararlı işler yapabilir, ne büyük değerler üretebilir, kendimize, çevremize, doğaya

İNSANLAŞMANIN YOLU: EMPATİ

EMPATİ kavramını kısaca canlıların beden dilerini anlamak olarak tanımlayabiliriz. İnsanı insanlaştıran empati yeteniğini esasen çevremizdeki kimi hayvan türlerinde de görebiliriz. Örneğin bir kuş yuvasındaki yavrulara saldırmağa kalkışan bir yılan ya da bir yırtıcı olursa çevredeki anne ve baba kuşlardan başka aynı türden bir çok kuş da çığlıklar atarak, pike uçuşları yaparak  saldırganı ürkütüp kaçırmağa çalışır.

GÜCE TAPANLARDAN MISINIZ?

Alınmayın lütfen. Sözüm elbet erdemli insanlara değil. Ama çevremizde güce tapan öyle çok canlı var ki… örneğin pek çok hayvan türünün erkekleri kendilerini dişilere kabul ettirebilmek için sürülerindeki diğer erkeklerle kıyasıya kavgaya tutuşur. Dişiler bu kavganın tarafsız seyircileridir. Kavganın yenileni yani güçsüz düşeni kaçıp canını kurtaramazsa ölür gider. Artık bay güçlü sürünün hem baş dölleyicisi,

İTİBAR İSRAFLA DEĞİL DÜRÜSTLÜKLE KAZANILIR

Müsrif misiniz diye sorulsa çoğu kez “Müsrif değilim!” deriz ama bu yanıtımızın doğru olmadığını da düşünürüz. Kendimizi müsrif olmadığımıza, zamanımızı, imkanlarımızı boşa harcamadığımıza, elimizdekini avucumuzdakini saçıp savurmanın hem aptalca  olduğunu  hem toplumca kınandığını biliriz. Bundan dolayı çoğu kez inkara, daha doğrusu kendimizi kandırmaya yöneliriz. İsrafın pek çok çeşidi, yolu var! Zamanımızı, ömrümüzü israf etmek, israfın

İNSANA İHANET İNSANLIĞA İHANETTİR!

İnsanı insan yapan ama çoğu kez de onu ciddi zararlara sokan başlıca hasletlerden biri  başka insanlara güven duymasıdır. Birine inanan, güven duyan insan, güvendiği kimselerin sözünün eri, özü sözü doğru, namuslu, dürüst insan olduğuna hiç kuşku duymaksızın inanır, güvenir; ona adeta tapar! Güvendiği kişilere yöneltilen eleştirileri adeta bizatihi kendisine yöneltilmiş hakaretler olarak  algılar, güvendiğini canla,

ÇOCUKLARIMIZI KİMLERE TESLİM EDİYORUZ.

 Çocuklarımız, torunlarımız olur, sevinçten ayaklarımız yerden kesilir. Canımız, ciğerimiz onlar. onlar için adlardan ad, sıfatlardan sıfat, makamlardan makam beğenmeyiz. Yemeyiz yediririz, giymeyiz giydiririz. El bebe gül bebe büyütmeye çalışırız onları… Ve zaman su gibi akıp geçer,  öğrenim  çağına girerler.. Kreşlere, ana okullarına, ilköğretim okullarına, ortaoğretim okullarına, yükseköğretim okullarına, kurslara göndeririz, kimselere muhtaç olmasınlar, ekmeklerini kazansınlar,

HAYIR, HAYIR, HAYIR !

Hayır, Hayır, Hayır!… Çünkü her akıl dünyayı ve olayları kendi penceresinden ve kendi gözüyle görür! Çünkü hiç bir pencere her yere, her şeye açık değildir. Görüş alanı her yeri, her şeyi  hiç bir zamanı kapsayamaz! Çünkü hiçbir akıl her şeyi değerlendirebilecek bilgi birikimine ve deneyime sahip olamaz. Bilgi ve deneyim birikimi dışında kalan konularda yanılmaya,

GÖRMEMİŞ’İN MEDYASI OLMUŞ, …

Görmemiş’in Teki’ni nasıl tanımazsınız  be canım? Hani şu hiç umudu yokken her nasılsa oğlu olup da  tutup  şeyini koparangillerden. Hani şu aynaya bakıp bakıp “Ben  neymişim be aabii!”  diye diye  sevindirik olanlardan!  Hani  konumundan geldiğini varsaydığı sınırsız güçten sarhoş olup elini öpmeye gelen bebelere  “Bu  tepenin doruğuna çıkarsanız artık sizi kimse tutamaz! İstediğinizi asar, istediğinizi