ANALARINIZIN DOĞUM SANCILARINA YAZIK !!

Şimdi ülkemizin yüzkaralarısınız, milletin utancısınız! Kurduğunuz rüşvet çetelerinizle, yüksek maaşlı parmak kaldırıp indirme bölüklerinizle, yalan  düzme, beyin yıkayıcı medya  ve yağdanlık takımlarınızla, övücübaşlarınızla halkımızı insanlık adına utandırdınız, usandırdınız! Artık sizin suretinizi görmemek   için ekranlara bakmaz olduk. Oysa bir zamanlar size inanmış, güvenmiştik. Oylarımızla en muteber koltuklara oturtmuştuk sizi…

Sizin yaşlarınız kadar yıldan sekiz aya yakın bir süre  önceydi:

Analarınız nasıl da mutlu olmuşlardı hamile olduklarını anladıkları gün.

Nasıl mutlu olmasınlar idi ki? Daha kendileri beşikteyken başladıkları annelik oyunu nihayet oyun olmaktan çıkacak, sonunda gerçeğe dönüşecekti. Siz sağlıklı doğacaktınız, iyi eğitim görecektiniz, saygın ve hayırlı birer evlat olacaktınız, ve saire, ve saire… Ne hayallerle, ne gururlarla okşadılar günden güne büyüyen karınlarını, aşerme sıkıntılarını çektiler seve seve.

Ve günü geldi,  korkunç doğum sancılarına katlandılar saatlerce. Sonra lütfettiniz, teşrif  buyurdunuz dünyaya! Evlerinizde bir sevinç, bir heyecan…

Derken bir solukta büyüdünüz, yetişkin oldunuz, çevrenizdeki birtakım politikacıları örnek aldınız kendinize ya da mafya babalarını, onlara benzemeye karar verdiniz.

Elhak, benzediniz de… Hatta fersah fersah  geçtiniz onları. Onlar ki idollerinizdi, küçük işler çevirirlerdi, sizlerse  büyük işlerin  peşine düştünüz: Çevrenizde kıytırık mafya tetikçileri yerine yerli yabancı büyük istihbaratçı güruhları bulundurmaktan özel güven duyar oldunuz.  büyük iş  adamlarından, devletin imkanlarını peşkeş çektiğiniz müteahhitlerden rüşvet isterken kıytırık aracılar kullanmadınız, şahsen pazarlıklar yaparak büyük büyük komisyonlar, büyük rüşvetler aldınız.

 

Analarınız sizi doğurduklarında  boncuk boncuk terli yüzlerini aydınlatan tarifsiz sevinçleri gerçekten görülmeye değerdi. Bu sevinçlerinden aldıkları güçle onlar, kendilerini size adayacaklardı. Uyumayacak uyutacaklar, yemeyecek yedirecekler, içmeyecek içirecekler, giymeyecek giydireceklerdi. Boğazınızdan haram lokma geçmeyecekti, kul hakkı yemeyecektiniz, kimseye iftira atmayacaktınız…

Öyle de yaptılar. Sizi en iyi okullarda okutabilmek, büyük adam edebilmek için saçlarını süpürge  ettiler adeta. Peki ya siz? Siz ne yaptınız onlar  için?

Sevgili anneleriniz sizin alın terinizle, ahlakınızla kimsenin elini öpmeden ve kimseye el öptürmeden  toplumda iş, ekmek ve saygınlık kazanacağınızı umarken, siz neler yaptınız peki? Halka “gavat”  demediniz mi? Diyenlere arka çıkmadınız mı? Yargıçlarınızı liyakatlerine göre değil, size sadakatlerine göre değerlendirmediniz mi? Amirseniz memurlarınızı uşak gibi kullanmadınız mı? Müfettişlerinizi siparişe uygun raporlar düzenlemeye, bilirkişilerinizi talebe uygun raporlar düzenlemeye  zorlamadınız mı? Direnenleri Fizanlara sürmediniz mi? Emrinizdeki silahlı adamlara masum gençleri öldürtmediniz mi ya da birer maaş ikramiye hak etmek için öldürmediniz mi hak arayan insanları kör etmediniz mi?

Seçtireceklerinizle en başından bağış, itaat ve  biat pazarlıkları yapmadınız mı? Binlerce alkışçınızın gözlerinin içine baka baka artık cılkı çıkmış yalanlarınızı söylemeye devam etmiyor musunuz? Bu rezillik piramidinin ister tabanında, ister tepesinde olun, analarınız bunları yapasınız diye mi doğurdu sizi?

Evlerinizi dolarlarla, avrolarla altınlarla, liralarla tıka basa doldururken izbelerde bebeği açlıktan ölen bacılarınızı hiç düşünmediniz mi?

Hiç düşünmediniz mi istihdam edemeyeceğiniz yüz binlerce öğretmen adayını üniversitelerden mezun ederken?

Yazık değil mi analarınızın sizi doğururken çektikleri  doğum sancılarına? İyisi mi vaktiniz, fırsatınız, imkanlarınız varken çekip gidin buradan. Yoksa biraz daha eğlenir, biraz daha çalıp çırpmaya devam ederseniz kaçmak için çok geç kalabilirsiniz… Çünkü bu millet gerçekten de çok saftır, ama sandığınız kadar da değil…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir