AVCILAR, AVLAR, AVLAKLAR…

Gez, göz, arpacık, hedefin alt kenar ortası ve… gümmm !!! Kimi  kez karavana, ancak çoğu kez hedef canlı tam on ikiden vurulmuştur. Tetiği çeken, marifetinin sonucunu bir an önce görebilmek için koşar adım, vurduğu canlının düşüp kaldığı yere gider ve büyük bir gururla avını inceler. Av, son çırpınışları arasında avcının gözlerine “Benden ne istedin be adam, ben sana ne yaptım ki, yuvadaki yavrularım da açlıktan ölecek!” der gibi bakar, sonra çırpınışları, kasılmaları, titremeleri sona erer… Artık sıra avcının marifetini belgelemesindedir. Bir elinde tüfeği, bir elinde  ya da ayağının altında avı, çekecek kimse varsa çevresinde, fotoğrafını çektirir.

 

Balık avlayanlar da kara avcıları gibi, imkan bulurlarsa avlanma sürecini fotoğraf çektirmeyle noktalarlar.

 

Avcının, balıkçının fotoğraf çektirmesi, başarısını (!) belgeleyerek o zevki, o mutluluğu ölümsüzleştirme isteğinden kaynaklanır. Bu fotoğrafları gören dostları, bu şanlı (yoksa eli kanlı mı demeli) avcıları pohpohlamak için övgüler düzerler.

 

Avcıların avlayacak (öldürecek) canlı aradıkları alanlarsa avlaklardır. Avlaklar, besleyip barındırdıkları hayvanlar arttıkça güzelleşirler, zenginleşirler. Şimdinin gençleri pek bilmezler ama bir zamanlar kırlarımız, ormanlarımız pek güzeldi. Ne çok keklik, güvercin, üveyik ve daha birçok cins kuş, tilki, tavşan, geyik, karaca ve daha pek çok cins hayvanlar sürüler halinde dolaşırlardı. Avcılar sayıca çoğalıp pompalı, dürbünlü. otomatik… silahlarla donandıkça  av hayvanlarının türleri de, sayıları da o hızla azaldı. Artık kırlarımızda, dağlarımızda neredeyse hiç görünmez oldular. Dağlarımız artık eski dağlarımız değil, kırlarımız eski kırlar değil. Eski güzelliklerinin yerinde yeller  esiyor, Avlakların toprağına, çimenine düşen her kan damlası, o güzelliğin biraz daha solmasına yol  açıyor.

 

Avcılar, avlar ve avlaklar düzeni yalnızca kırda, bayırda değil. İnsanlık ortamında da geçerli! Toplumsal ordamda saf insanlar av, saf insanların avlanmaya elverişli  durumlarının öylece korunması için muhafazakarlık şalıyla örtülmüş ortam  avlak, bu ortamda avları kolayca avlayanlar ise avcılardır ve ne gariptir ki, avlar, avcılarını başları  üstünde tutarlar… avcıların kendi aralarında seçtikleri baş avcılar ise bu düzeni koruyup sürdürmek  için tüm masraflarını avlara yükleterek amaca uygun eğitim düzenini organize  ederler…

 

 

Avcılar, avlar ve avlaklar düzeni düya ölçeğinde de varlığını sürdürüyor. Dünya ölçeğindeki  avlara baktığımızda gördüğümüz şey, avların muhafazakarlık dümeniyle saflaştırılmış geri kalmış toplumlar, avcıların ise bu toplumların zenginlik kaynaklarına göz dikmiş emperyalist denilen ve kendilerini ileri demokrasi ihracatçıları diye yutturan güçler ve yerli işbirlikçileridir. Bu uluslar arası avcıların yağmaladığı avlaklar ise zenginlik kaynakları yağmalanmaya hazır ülkelerdir.

 

Emperyalist güçler, yağmalayacakları ülkelere en üst düzeyde canavarlaştırılmış askerlerini, başka bir deyişle insan avcılarını gönderirler. İnsan avcıları, yağmalayacakları ülkelerin halklarına ölüm yağdırırlar. Düpedüz keyf için katliamlar yaparlar. En gelişmiş silahlarının ne kadar yok edici olabileceğini tek tek insanlar ve kalabalıklar üzerinde denerler. Sorarsanız, elbet çok iyi niyetliler:  işgal ettikleri ülkelere demokrasi götürecekler, zalim diktatörleri itlaf edecekler, falan…

 

Örneğin  daha birkaç yıl önce Irakta yaptıkları gibi, insan avcıları, hemen hemen hiç kayıp vermeden, işgal ettikleri ülkenin insanlarından bir buçuk milyon kadarını sırf demokrasi aşkıyla evlerinde, sokaklarda, camilerde, pazar yerlerinde çılgınca zev alarak kurşuna dizip cennete gönderdikten, yüz binlerce kadını gebe bıraktıktan sonra ülkelerine dönmeye karar veriyorlar…

 

Sonra mı? Sonra da biz, her sözümüze kayıtsız şartsız inanan milletimizin gözünün içine baka baka, bu insan avcılarının sağ salim evlerine dönmeleri için yüce Rabbimize niyaz ediyoruz. Eee…, stratejik ortaklık, eş başkanlık da böyle bir şey tabii. Allah bize akıl vermiş, değil mi ama? Avcıyla  birlikte olup canımızı kurtarmak varken avdan, avlaktan yana olmak akıl karı mı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir