BALIKLAR, YEMLER, MUTEBERLER

Balıkçılıkla ilgilenenler bilirler,  her cins balığın en sevdiği bir yem çeşidi vardır.  Bu konuda yeterli bilgisi olanlar,  avlamak istedikleri balık cinsine göre yem seçerler. Bilinçli bir yem seçimi, kuşkusuz rastgele seçimden çok daha iyi sonuç verir.  Balıkçılar, boru kurdu, ekmek,  madya, mamun, midye, boru kurdu, karides, kan sülüğü, sübye, sülünez gibi  doğal yemlerin yanı sıra bir yığın malzemenin karıştırılıp işlenmesiyle üretilen boili gibi yapay yemlerden amaçlarına uygun olanını seçip oltalarına takarak  avlanmaya koyulurlar.

 

Balıkçılar seçtikleri yemleri oltalarına takakoysunlar,   insan avcıları da uygun yemler kullanmakta ustadırlar:  Uyuşturucu, seks, para, şantaj, en çok kullandıkları yemlerdendir.  İnsan avcıları, avlarını balıkçılar gibi ızgara, tava ya da buğulama yöntemleriyle pişirerek  yemezler. Onlar, avlarını köleleştirerek kullanırlar.  Öyle ki, onların oltalarına yakalananlar için artık kurtuluş yoktur.  Yaptıklarının utancıyla kıvranır,  artık işe yaramaz oluncaya, hatta çoğu ölünceye kadar  köle olarak kalırlar.

 

Bir de toplumları  avlayanlar vardır ki onlar, yem olarak birtakım toplumsal değerleri,  siyasal ya da dinsel inançları kullanırlar.  Bu avcı türü olta kamışı yerine birtakım  siyasal ya da dinsel inanç önderlerini,  başka bir söyleyişle toplumca muteber sayılan kişileri kullanırlar.  O muteberler, toplumların karşısına  mürşid gibi, siyasi lider gibi kisvelerle çıkar ve halklardan büyük itibar görürler.  Yaptıkları, söyledikleri asla tartışılmaz, sorgulanmaz.  Onlara kayıtsız şartsız itaat etmek Allahın emri sayılır.  Onların buyruklarıyla pek çok saf insan hiç itirazsız ölüm  makinesi  halinegelir, canlı bomba olarak, hiç tanımadığı insanların bulunduğu otobüslerin,  mağazaların, tapınakların içine  girerek koynundaki bombayı patlatır, kendisine düşman olarak tanıtılan birçok insanla birlikte parçalanarak aklı sıra şehit olur.

 

Böylesi muteber (!) kişiler  kendilerine inançla bağlanmış insanlardan yalnızca canlarını mı isterler?  Elbet hayır! Bu muteber kisveli soytarılar inanç ipiyle prangaya vurdukları zavallıların canlarından başka, mallarını ve  namuslarını  da tasaruf yetkisini  bulurlar kendilerinde.  Basında sıkça yer alan sahte şeyh olaylarını,  Almanya’daki   üç yüz bin yurttaşımızın yoksullara yardım kandırmacasıyla nasıl soyulduğunu ve benzerlerini hatırlayın! 

 

04.01.2013 tarihli Yeni Mesaj gazetesinde Prof. Haydar BAŞ imzasıyla yayımlanan bir yazıda, Yusuf el – Kardavi  adlı  Mısırlı bir Müftünün, Özgür  Suriye  Ordusuna karşı direnen Müslümanların, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere  öldürülmelerinin vacip olduğuna dair fetva verdiği belirtilmektedir. Yine aynı yazıda, Suudi Arabistanlı Vahhabi Müftü  Muhammed el – Arifi’nin, on dört yaşından büyük  Suriyeli kızların, boşanmış ve dul  kadınların,  iki yıldır savaşmakta olan Suriye Özgür Ordusu’nun askerleriyle sevabına yatarlarsa, cennete gidebilecekleri yolunda fetva  verdiği iddia edilmektedir. 

 

Sayın Haydar BAŞ’ın iddiaları  doğruysa,  bu çok korkunç bir şeydir.  Büyük Ortadoğu Projesinin mimarlarının, amaçlarına ulaşmak için, birtakım muteber kisveli pezevenkleri kullanarak paralı askerlerinin cinsel ihtiyaçlarını karşılamaya, bunun için de saf müslüman kadınları cennet vaadiyle fahişeleştirmeye çalıştığı açıkça ortaya çıkmaktadır.  BOP’a safça inananların  dikkatine sunulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir