“CENNET CENNET DEDİKLERİ…”

Anadolu”da yetişen gerçekten büyük insanlardan biri Yunus Emre. Büyük olduğu kadar  şanslı da! O gün söylediklerini, bu gün yaşayıp söylese, dünyayı dar ederlerdi kendisine, hayatını karartırlardı kendilerini Allahın zaptiyesi sanan birileri:

 

“Ne demek istiyorsun sen ulan kafir, CENNET CENNET DEDİKLERİ / BİRKAÇ KÖŞKLE BİRKAÇ HURİ / İSTEYENE VER ONLARI / BANA SENİ GEREK SENİ / dörtlüğünle?”   diye canına okurlardı.

 

Ya da

 

“YUNUS EMRE DER HOCA / GEREKSE VAR BİN HACCA /HEPİSİNDEN İYİCE / BİR GÖNÜLE GİRMEKTİR.”  diyerek hac ibadetini mi küçümsüyorsun?  Diye sorgularlardı.

 

Toplumumuzda kendini Allahın zaptiyesi gibi gören ve bu anlayışla hareket eden bir hayli insan var. Cami avlularında oturup gelen geçenlerin öte dünyada nereye gideceklerini çok kesin ifadelerle tayin ederler:

 

“Şu herif-i naşerif doğru cehenneme gidecektir, şu zatı muhterem ise  tam da cennetlik.”

 

E, tabii bu arada kendilerini de cennetlikler listesine dahil etmekten geri durmazlar. Kendileri gibi düşünmeyenlere lanetler okurlar, gıybet ederler. Böyleleriyle sohbet edip Kur’an’ın Türkçe mealini okuyup okumadıklarını sorarsanız görürsünüz ki asla okumamışlardır ve okuma niyetleri de yoktur. Çünkü onlara , “Sen kimsin ki Kur’an’ı okuyup anlayacaksın? O’nu  okuyup anlamak senin haddin de harcın da değil! Sen kendine  O’nu anlayan bir mürşit bul ki sana doğru yolu o  anlatsın, o göstersin!” denilmiştir…

 

Böylece bizim Allahın zaptiyeleri, kendilerine gösterilen doğru (!) yolda Kur’an’ın pek çok hükmünü çiğneyerek zaptiyelik (!)  görevlerini  ifa ederler. Gelip geçenleri cennetlik, cehennemlik diye listelemeye azami gayretle devam ederler.  Gayretleri hayırlara vesile olur inşallah.

 

Yunus EMRE gerçekten şanslı insanmış ki bu zaptiyelerin çağından yedi yüz yıl kadar önce yaşayıp başını beladan kurtarmış. Yoksa mutlaka sorarlardı yukarıda anılan dörtlüklerinin hesabını ve sorarlardı “ …YARADILMIŞI SEVERİM / YARADANDAN ÖTÜRÜ” dizeleriyle ne demek istediğini, varlıklar arasında canlı –  cansız, insan – hayvan – bitki -, insanlar arasında din – dil – cinsiyet – siyasi tercih – felsefi kanaat  ve benzeri farkları gözetmeden sevmenin ne demek olduğunu! Şanslıymış Yunus Emre, verilmiş sadakası varmış.  Yoksa  “CENNET CENNET DEDİKLERİ / BİRKAÇ KÖŞKLE BİRKAÇ HURİ / İSTEYENE VER ONLARI / BANA SENİ GEREK SENİ /” dörtlüğünün anlamını zamane inanç (!) zaptiyelerine açıklayıncaya dek hiç kuşkusuz imanı gevrerdi o büyük insanın!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir