ÇOCUKLARIMIZI REDDETMEK…

Adam, kontrolsüz bir öfkeyle daldı büroya ve hemen söze başladı:

 

“Yardım et bana avukat bey, ben bu veletleri reddetmek istiyorum, nüfusumdan sildirmek istiyorum!  Kurtulmak istiyorum bunlardan, yoksa elimden bir kaza çıkacak,  bu yaştan sonra evlat katili olacağım!..”

 

Eli, ayağı, sesi ve tüm bedeni ve ruhuyla tam bir titreme nöbeti içindeydi. Bir süre dinleyip sakinleştirmeye  sonra da hukukumuzda evladı red müessesesinin bulunmadığını anlatmaya çalıştım. Olayımızın bundan sonrası yazımızın konusu değil. Ama tüm ana babaların bilmesi gereken şeyler var ki bunlara dair bir şeyler söylemek gerekiyor:

 

Cehaletten kaynaklanan çok yanlış bir kanaatle  , çocuklarımızı kendimizin tıpkısı olarak görüyor ve tıpkı bizim gibi inanmasını, bizim gibi düşünmesini, bizim gibi davranmasını, duygularının, değerlerinin, seçimlerinin, fikirlerinin … bizimkiler gibi olmasını bekliyoruz.  Oysa çocuğun tıpkı ana ve babası gibi olması tıbben mümkün değildir. Çünkü çocuklar, genetik özelliklerinin yarısını anadan, yarısını babadan alırlar. Dolayısıyla hiçbir çocuk annesinin ya da babasının tıpkısı olamaz. Öte yandan çocukların bilgi ve deneyim birikimleri anne ve babalarınınkinden çok farklıdır. Anne ve babaların kendi yaşam serüvenleri, bilgi ve görgü kaynakları, kişilik gelişimlerine damga vuran olaylar  birbirlerininkinden farklı olduğu gibi, çocuklarının kişiliklerini oluşturan bilgi birikimleri ve yaşam serüvenleri de anne ve babalarınınkinden çok farklıdır.  Farklı nedenlerin farklı sonuçlar doğurması kuralı gereğince çocukların duygu ve düşünceleri, değer ölçüleri ve davranışları da zorunlu olarak farklı olacaktır. Bu farklılık zorunludur, kaçınılmazdır. Öyleyse, çocuklarımızın bizden farklı düşünüp davranmaları değil, ancak bizim gibi düşünüp inanmaları, davranmaları şaşırtıcı, endişe verici olmalıdır asıl.

 

Bizden farklı düşünen, davranan, farklı seçimler yapan çocuklarımız karşısında deliye dönmek, incitici, kırıcı davranmak, onlara telafisi imkânsız zararlar vermemize yol açabilir. Buna ise hiç hakkımız yoktur. Öyle ise anne baba ile çocuklar arasındaki çatışmalarda yapılması gereken kırıcı. İncitici, buyurgan, isyankâr, şiddetli davranmak değil,  görüş ve davranış farklılıklarının yanlış ya da eksik bilgiye dayanıp dayanmadığını araştırmak, varsa bu eksik ve yanlışlıkları gidermeye çalışmaktır.

 

Baskı, şiddet, zulüm,  hele de aile içi çatışmalarda asla yarar sağlamaz, üstelik bu çatışmalarda şiddeti, kırıcılığı yöntem olarak seçmek, bizi ve ailemizi onulmaz yaralanmalara, parçalanmalara kadar sürükleyebilir. Bundan kaçınmak herkesin yararınadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir