CUMHURİYET Mİ? SALTANAT MI?

10  AĞUSTOS:  BÜYÜK  REFERANDUM!

 

Türkiye, son 91 yıllık tarihinin en büyük, en derin sınavını yaşayacak 10 Ağustos 2014 tarihinde. O gün, sanıldığı gibi bir cumhurbaşkanı seçilmeyecek!  Aksine, halk, tarihinin en başından 29 Ekim 1923’e kadar yönetildiği gibi saltanatla yönetilmeyi mi seçecek, yoksa Mustafa Kemal’in önerdiği demokrasi  yöntemine mi sahip çıkacak?

 

10 ağustosta yapılacak olan şeklen bir cumhurbaşkanlığı seçimi ise de sonucu itibariyle bu, bir REFERANDUM’dur. O gün sandığa gidip oy kullanacak olanlar her şeyden önce, saltanat yandaşı ya da saltanat karşıtı olduklarını koyacaklar ortaya: Ya saltanattan yana oy kullanarak özgür bir kişilikten yoksun olduklarını, köleler ve cariyeler gibi itaate, boyun eğmeye, sultanın ve hanedanın lütuflarıyla geçinmeye, sarayın çöplüğünden beslenmeye hazır, özgür irade  yoksunu olduklarını ortaya koyacaklar, ya da bu ülkenin özgür ve eşit yurttaşlığını seçen, kimsenin önünde eğilmeyen, kendilerine tepeden bakanların soyluluk ve efendilik iddialarını ne pahasına olursa olsun reddeden, onurlu, çağdaş insanlar olduklarını göstereceklerdir. Ya 1950’lerden bu yana birilerinin arka bahçelerinde özenle yıkanmış beyinleriyle güya özgürlük şarkıları söyleyerek haramzadeleri saltanata taşıyacaklar ya da her şeye rağmen aydınlığa bağlı kalabilenler artık iktidara lök gibi oturanların önünde onurluca direnerek bu kez sandıkta zafere ulaşacaklardır. Referandum  bundan dolayı çok önemlidir.

 

Bilim insanlarının çok yönlü çalışmalar sonunda ulaştıkları bilgilere göre insanlarla hayvanlar arasında çok ciddî davranış benzerlikleri görülmektedir. Hayvanlar gibi insanlar da kendilerinden güçlü olanlar karşısında boyun eğme, onlara itaat etme, biat etme eğilimindedirler. Böyle zavallılar, karşılarındaki güçlüye kayıtsız şartsız itaat ettikten başka, yakınlarını, çevrelerindeki kimseleri de güçlüye boyun eğmeye zorlamaya kalkışır, efendilerine bu yolla da hizmetten şeref duyarlar. İnsan denilen canlının bu zaafı, güçlüler tarafından çok iyi bilinir ve sonuna kadar kullanılır. Güçlülerin cübbeli, apoletli, kravatlı, odunlu, palalı, kefenli fedaileri genellikle bu insanlık posaları arasından çıkar.

 

İnsanlık, bir yandan hayvan atalarından miras aldığı bu sefil davranışlarını ısrarla sürdürürken, bir yandan da bencilliğinden, çeşitli hayvanî zaaflarından arınarak insanlaşmaya, doğada pek rastlanmayan onur gibi, ahlâk gibi, özveri gibi, namus gibi, hak, adalet, eşitlik, erdem gibi soyut kavramlar üretmeye, böylece diğer hayvanlardan farklılaşmaya başlamıştır. Bu farklılaşma biçimi bireyden bireye, kuşaktan kuşağa, toplumdan topluma ancak eğitimle aktarılmaktadır. Ancak eğitim, insanî değerleri, başka bir deyişle erdemi olduğu kadar, hayvanî nitelikleri de kuşaktan kuşağa aktarma aracı olarak da kullanmaktadır. Tıpkı bıçağın soğan doğramakta  da, insan doğramakta  da kullanılabildiği gibi…  Nitekim günümüzde eğitim, insanları insani değerlerden, kısacası erdemi oluşturan kavramlardan uzak tutmak için kendi işine gelecek müfredat programları düzenleyip uygulatarak itaatçı, biatçı, kısacası uşak kişilikli bireyler yetiştirmeye çalışmaktadır.

 

Kısacası, Ağustos ayında yapılacak olan bir cumhurbaşkanlığı seçimi değil, biatçı, itaatçı köle ruhlu bir toplum olarak kalmakla, halk iradesine, ortak aklın gücüne dayanan, çağdaş, özgür, onurlu, kendine saygılı bir toplum olarak tarihteki varlığını sürdürme seçeneği arasında yapılacak tarihsel bir refenadumdur.

 

Kişisel inancım ve dileğim, biat ve itaat kültürünün artık tarihin çöplüğüne terk edilmesi, laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti niteliklerinin 12 yıl önce askıya alındığı noktadan alınarak çağdaş ve bilimsel rotasına yeniden oturtulmasıdır. Elbet daha çağdaş, daha bilimsel, daha demokratik, daha sosyal, daha adil bir yapıda  yeniden düzenlenerek…

 

Çağdaş olmak 2014 yılında yaşıyor olmak değil, insancıl değerlere demokrasiye sahip çıkmak, saltanatı her alanda reddetmektir. Halkımızın seçim (referandum) günü sahilde ya  da yaylada göbeğini kaşıyarak saltanatın zaferine çanak tutacağına inanmak istemiyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir