DİNDAR KARDEŞLERİN KİNDAR KAVGASI

İktidar partisi “Dindar Gençlik” yetiştirmek için müthiş bir kararlılıkla işe koyulmuş. Bunun için eğitim düzeninde gönlünce değişiklikler ve düzenlemeler yapması gerekiyor. El hak, yapıyor da… Muhalefeti Komisyon çalışmalarından uzak tutmak için tekme tokat yöntemi en iyi bildikleri yol.

 

Başarılı olacaklar mı?

 

Elbet! Yüce milletimiz de başarılı olmalarını beklemiyor mu?

 

Hazretlerin hedeflediği insan modelini iyi anlayabilmek için “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır!” sözünü dikkate almamız, mürşitlerinin, rehberlerinin, velinimetlerinin, mutemetlerinin, üstadlarının yüz ağartan işlerine ve onların evlatlarının günümüzdeki hallerine şöylece bir göz atmamızda fayda vardır. Hatırlayalım lütfen: 1990”larda Bosna için toplanan yardım paraları pek muhterem ve pek dindar Süleyman Mercümek tarafından cebellezi edilmemiş miydi? Almanya”daki üçyüzellibin dolayında müslümanın birikimleri, laik Türkiye”nin bankalarına para yatırmak günahtır naralarıyla irşad (!) edilerek kar ortaklığı adı altında dolandırılmamış mıydı?  Bu insanların dolandırıcıların bulunması taleplerine pek kızan biri, paranızı verirken bana mı sordunuz diye zavallıları azarlamamış mıydı? Alman Mahkemelerince yüzyılın dolandırıcılığı diye adlandırılan  “Deniz Feneri eV.” olayının kahramanları pek muhterem ve pek dindar kişiler değil miydi?

 

Türkeş”in eşi ile çocukları arasındaki miras kavgasına konu servetin kaynağı ile ilgili tartışmaların zaman aşımı nedeniyle kapanması, her işini Allah rızası için yaptığını söyleyen kişinin servetini aklayabiliyor mu?

 

Son günlerde çocukları arasındaki miras paylaşımı kavgası nedeniyle Erbakan’ın kaynağı belirsiz servetinin Bosna’ya yardım, cihad masrafları, Deniz Feneri e.V., Akbil v.b. gayri meşru kaynaklara dayandırılmıyor mu? Ve bütün bu iddialar, adı geçenlerin bizzat çocukları ve sırdaşları tarafından ortaya atılmıyor mu?

 

Bütün bu hırsızlıkların faillerinin, lehdarlarının, mirasçılarının dindar olmadıkları söylenebilir mi? Ancak elbet, bu, bu çirkinliklerin dindarlıktan kaynaklandığını da göstermez.  Bundan çıkarılabilecek sonuç, din eğitiminin insanın ahlaksızlığını, vicdansızlığını ortadan kaldıramadığı, kaldıramayacağıdır.   Kuşku yok ki, hepimiz, hiç dindar olmayan pek dürüst pek çok insan tanıdığımız gibi pek çok dürüst dindar insan da tanırız. Yine hepimiz kötülükte birbirinden azgın dindarlar da, dindar olmayanlar da görmüşüzdür. Müslümanlara karşı Haçlı ordularıyla omuz omuza olanların dindarlığından ne olur ki?

 

Halkın soyulup soğana çevrilmesinde tek yumurta ikizi gibi davranan kardeşlerin, iş haram servetin paylaşılmasına gelince birbirleriyle kanlı bıçaklı oluvermeleri her ne kadar pek çok kişiyi şaşırtıyorsa da, bu, işin doğasında var ve bunu bir çok insan gibi, siyasiler de biliyor. Bilmedikleri, başka inançlara sahip olanlardan aldıkları vergilerle kendi inançlarının eğitimini finanse etmenin ne kadar çirkin, kendi abdest sularının, ısınma masraflarının faturasını başka inanç sahiplerine kesmenin ne kadar ayıp olduğu… En iyi bildikleri ise, dinsel inançları kendi siyasetlerinde oltaya takılan yem gibi kullanmanın büyük getirisi… Dindarlık dedikleri bu, dindar kuşak da onların yaptıklarını görmezden gelenler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir