DÜNYANIN EN YOKSUL CUMHURBAŞKANI

BBC Televizyonundan bir haber: Dünyanın en yoksul cumhurbaşkanı, Uruguay Cumhurbaşkanı Jose Alberto Mujica Cordano. Jose 75 yaşında. Eski bir solcu gerilla. Mal varlığı olarak bir köy evi, bir traktörü, biraz toprağı ve maaşı var. O, maaşının yüzde doksanını örgütlere bağışlıyor. Kalan 1300 dolar kadar  paranın kendisine yettiğini,   bu nedenle kendisine yöneltilen eleştirileri umursamadığını, böyle yaşamaktan mutlu olduğunu söylüyor. “Ben yoksul değilim, yoksul olanlar gözleri bir türlü doymayanlar, servetlerine servet katmaya çalışanlardır.” Diyor.

 

Jose Alberto Mujica Cordano, besbelli ki ileri demokrasiden bihaber olan kelaynak siyasetçilerden biri. Gözü doymazlık,  istifçilik, İsviçre bankacılığı, gemicikçilik, milyarderliğine rağmen iki çocuğunun yurtdışı eğitimlerini dostların dayanışması ayaklarıyla işadamlarının sırtına yüklemecilik yollarından hiç birini bilmiyor. Düpedüz siyasi cahil .(!)

 

Allah biliyor ya, Jose Alberto Mujica jordano, ülkesiyle dünya arasında siyasi, stratejik  ve ekonomik bağlar kurma ayaklarıyla aklına esen ülkelere seyahatler de düzenlememiş, o kıta senin bu kıta benim diye dünyayı dört  dönmemiş, kim bilir, şöyle bir kahvaltı etmek için kendisini dünyanın öte ucundaki sultanlıklara bile davet ettirmemiştir.

 

Varıp baksanız, muhtemelen makam odasının dayama – döşemesi için değil üç yüz bin TL, üç kuruş bile harcatmamış, “Eski halı  kilimimin nesi varmış ki ?” diyerek dekoratörlere itibar etmemiştir. Öyle özel koruma ordusu, özel yargı düzeni falan da yoktur sanırım.  Hele hele yurt dışında çalışan dindaşlardan saflık vergisi toplayan özel organları hiç yoktur.

 

Bu Jose, söylenenler doğruysa,  demokrasiydi, insan onuruydu gibi saplantılarla, parlamentoya gelecek adamlarını çok özel mülakatlardan, biat kurslarından, ağır bağış testlerinden geçirtmemiş, sadece yurttaşlarını temsil yeteneklerini önemsemiştir.

 

Jose Alberto Mujica Jordano  öyle mütevazilik kürküne bürünerek, dünyayı düzene sokma görevini ihmal ediyormuş bir yandan da: Örneğin, kendi yurttaşlarına en az üç çocuk, ziyaret ettiği ülkelerin yurttaşlarına ise en az beş çocuk yapmalarını emretmiyormuş.  Şu sorumsuzluğuna bakın ki, ülkesinin çocuklarını dindar ve kindar yetiştirmeye bile yanaşmıyor, kimsenin yatak odasını gözetletmiyormuş. Kimseyi de fırçalamıyormuş üstelik: Ne 1987 model külüstür vovos”unu, ne üç bacaklı köpeğini, ne çevresindeki görevlileri, ne parlamenterleri, ne muhaliflerini, ne medya çalışanlarını ve patronlarını, ne siyasi rakibini, ne de dünyayı… Kendisini eleştirenlere de sövüp saymıyormuş üstelik.

 

Haddim değil, ama gene de söyleyeceğim Jose Alberto Mujica Jordano, Siz, politikacı olarak üstünüze düşeni bu güne dek yapmamışsınız ve öyle anlaşılıyor ki bundan sonra yapma niyetiniz de yok. En iyisi, siz bir zahmet bize kadar geliverin. Geliverin de bir görün siyaset adamlığının ne olduğunu. En azından Büyükelçiliğinize araştırtın bir, milli servet nasıl har vurup harman savrulur, siyasi gelecek vaadiyle insanlar nasıl uşaklaştırılır, Yazılı – sözlü medya nasıl yalakalaştırılır, insanıyla ve mülküyle bir ülke nasıl özelleştirilip güzelleştirilir. Hadi Jose Mujica, geliverin bir zahmet…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir