EŞEĞİ SAĞLAM KAZIĞA BAĞLAMAK!

Mümin Ağa’yı tanır mısınız? Sizden iyi olmasın, kalbi temiz, herkesin her dediğine inanıverecek kadar saf bir insan. Günün birinde elindeki üç beş kuruşla külüstür bir kamyon aldı, taşımacılığa soyundu. Ancak aklı o kadarcığına yettiği için başka meslektaşlarının kamyonlarını göz ucuyla inceleyip kendininkini de onlara benzetmeye çalıştı: Arabanın arkasına kocaman bir “Allah Korusun!”  bir de “Maaşallah” yazdırdı. Avuç içi büyüklüğünde bir nazar boncuğu satın alıp sürücü kabinine astı. Henüz sürücü bilgisi de, belgesi de yoktu ama o kadarcık kusur kadı kızında da bulunurdu değil mi? Kendisi az çok traktör kullanmıştı. Bu bilgisi ona şimdilik yeter de artardı.  Büyük bir gurur ve sevinçle direksiyona geçti, sonsuz bir imanla ve kendine güvenle besmele çekip anahtarı çevirdi, gaz pedalına yüklendi. Daha ne olduğunu anlamadan, yolun kenarındaki ilk ağaçla kucaklaşıp duruvermişti ihtiyar kamyon. Mümin Ağa şaşıp kaldı. Olup bitene bir anlam veremedi uzun süre. “Allah Korusun” da yazdırmıştı kamyonuna, “Maşallah” da. Üstelik kocaman bir nazar boncuğu da vardı. Ayrıca bütün kalbiyle kocaman bir besmele de çekmişti motoru çalıştırmadan önce. “Eşeğimi sağlam kazığa bağlarken bir yanlışlık yapmışım herhal.”  dedi başını sağa sola çevirirken şaşkın şaşkın…

 

Müteahhit Muhittin Bey, birkaç yıl önceki depremde harabeye dönmüş mahalledeki arsaları ucuz fiyata kapatabilmekten memnun, inşa edeceği sitenin temel atma töreninde mevlüt okutup kurban kestirdi, inşaat bitince binaların giriş kapıları üstüne çaktıracağı at nallarını daha işin başında hazırladı. İnşaatın kalfasını en başından ikna edip demirden, çimentodan elektrik kablolarından azami tasarruf sağlanmasını ayarladı. Kontrol şefinin, mühendisinin gönüllerini münasip şekilde hoş etti. İşçilerin sigorta primlerinin ödenmemesi için gerekli önlemleri titizlikle aldı. Bu konuda muhasebecisinden de büyük yardım gördü.  İnşaat hızla ilerledi, daireler peynir ekmek gibi satıldı. Daha içine girilmeden tabanlar, duvarlar çatlamaya, balkonlar sarkmaya… başladı.  Müteahhit Muhittin Bey, gördükleri karşısında şaşıp kaldı. Oysa kurban da kestirmiş, mevlüt de okutmuş, sitelerin kapılarına nal da çaktırmış, daire kapılarına kocaman nazar boncukları da astırmıştı. Üstelik, elinde kapı gibi sağlam raporları da vardı her bir bina için. Bu işte bir iş vardı ya, neydi ki?

 

Final sınavları öncesiydi. Kızlı erkekli bir grup öğrenci, türbenin kapısı önünde ellerini göğe açıp duaya durmuşlardı. Türbede yatmakta olan mübarek zattan girecekleri sınavlarda başarılı olmaları hususunda tavassutta bulunmasını talep ediyorlardı. Gerçi sınavın gerektirdiği ölçüde ciddi ve yeterli hazırlıkları yoktu, vakitlerini boşa harcayarak geçirmişlerdi ama gene de o mübarek zatın yardımıyla başarılı olacaklarına bütün kalpleriyle inanıyorlardı.  Sınav sonuçları mı? Sonuç elbet hüsrandı. “Okuduğumuz dualarda bir yanlışımız oldu her halde” diye düşündüler…

 

 Birkaç gün önce bir gazete, Van’da, deprem bölgesinde çocuklara devlet adına din öğreten bir görevlinin “depremin sebebinin kadınların açık saçık giyinmeleri olduğunu söylediğini”  yazdı!  Vaktiyle Cübbeli nam bir kişi ise

Gölcük depremini o bölgede fuhuşun yaygınlığına bağlamıştı. Fay hatları ayaklarımızı altında çatır çatır kırılırken ve bunun yer kabuğunun altındaki magmanın hareketlerinden kaynaklandığı, depremden korunmanın ancak fay hatlarından uzaklarda yerleşim alanlarına  ve depreme dayanıklı yapılaşmaya yönelinmesi gerektiği apaçık ortada iken, fuhuşla mücadelenin depreme sebep olması nedeniyle değil, insan onuruna aykırılığı, birey ve toplum sağlığına zararlı oluşu nedeniyle mücadele edilmesi gerektiği artık kabul edilmelidir. Toplumumuz, eşeğini geçmişteki gibi safsatalarla uğraşarak değil, ancak bilim ve tekniğin gerektirdiği biçimde davranarak sağlam kazığa bağlayabilecektir.

 

 

 

Ne yazıktır ki, bu tür açıklamaları yapanları toplum da, devlet de hala el üstünde tutuyor. Toplumu bilimin nimetlerinden ısrarla uzak tutan, çocuklarımızı devlet eliyle bilime aykırı açıklamalarla karanlığa gömen bu anlayış daha ne kadar egemen olacak?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir