GÖRMEMİŞ’İN MEDYASI OLMUŞ, …

Görmemiş’in Teki’ni nasıl tanımazsınız  be canım? Hani şu hiç umudu yokken her nasılsa oğlu olup da  tutup  şeyini koparangillerden. Hani şu aynaya bakıp bakıp “Ben  neymişim be aabii!”  diye diye  sevindirik olanlardan!  Hani  konumundan geldiğini varsaydığı sınırsız güçten sarhoş olup elini öpmeye gelen bebelere  “Bu  tepenin doruğuna çıkarsanız artık sizi kimse tutamaz! İstediğinizi asar, istediğinizi kesersiniz.” diyenlerden biri. “Görmemiş’in Teki” deyip geçiverin gitsin!

 

Görmemiş, bir gün, bir türlü dolduramadığı koltuğunda   can sıkıntısından patlamakta iken masasının çekmecelerini öylece, iş olsun diye karıştırmaya koyulmuş. Adamda şansa bakın;  bir köşede Alâeddin’in Lâmbası’nı  buluvermesin mi?  Sevinçten çılgına dönmüş. Hemen tozunu pasını silmeye koyulmasıyla  Cin Hazretleri’nin ortaya çıkıp “Dile benden ne dilersen!” demesi bir olmuş. Görmemişin teki eline geçirdiği bu fırsatı, minnetle, şükranla öpüp başına koymuş ve bu gücü ayağına  köstek olan, geçmişte aynı yollarda yürürken beraber ıslandıkları dostlarından  kurtulmak  istediğini, çünkü onların vesayetçi pozlarından pek sıkıldığını söyleyivermiş. Birinci dileği anında kabul edilmiş. İkinci dileği hayal ettiği azametli koltuğu tam doldurmakmış. Cin Hazretleri bu dileği de geri çevirmemiş. Son dileğini sormadan önce ciddi bir uyarıda bulunmuş:  “Bak Görmemişzade efendi, Bu son dileğin olacak. İyice düşün, senin için en önemli şeyi iste.”

 

Görmemişzade hazretleri düşünmüş, düşünmüş, düşünmüş, sonunda medya denilen mekanizmayı istediğini söylemiş. “Olur” demiş Cin Hazretleri ve bir uyarıda bulunmuş:

“Medya dediğin mekanizma harika bir nesne. Ancak canlı cansız tüm parçalarının sık sık dolar yağıyla yağlanması gerekiyor. Bunu yapamazsan başın derde girebilir.”

 

Ve sözü biter bitmez görünmez olmuş Cin Hazretleri. “Alacağımı aldım ya, kendisini bir daha hiç görmesem ne lâzım gelir.”  diye mırıldanmış Görmemişzade hazretleri ve hemen işe koyulmuş: Bir yandan  üstüne tünediği tepenin doruğuna tırmanmasını sağlayan eski  deve dişi dostlarını tarihin çöplüğüne atarken bir yandan da medyayı eline geçirmek için haklarında çok özel inceleme ve araştırmalar yaptırarak evlerindeki, garsoniyerlerindeki, vergi hesaplarındaki, gizli işlerindeki açıkları kullanılarak hangilerinin ele geçirilebileceğini saptamış. Sonra tutmuş, bu kurum ve kişilerin en yararlanılabileceklerini alâmet bir havuzun içinde toplayıp özel dosya tozu ve dolar yağı ile bir güzel yoğurmuş, yoğurmuş, yoğurmuş. Bu yoğurmanın  sonunda ortaya çıkan hamur mu, çamur mu, her ne ise, tutup pek çok kukla üretip yalnızca kendisine hizmet edecekleri medyahanelerindeki mutfaklara aşçıbaşı, aşçı yamağı ve servis elemanları olarak yerleştirmiş.

 

O günden bu yana Görmemişin tekinin medyasının önünden geçen aklı başında insanlar çok kötü bir kokunun çevreye yayılmakta olduğunu fark edip sokaklarını değiştirmek zorunda kalmışlar, duyu organları gelişmemiş ya da körelmiş olanlar ise o sokaklardan şen şakrak, güle oynaya geçer olmuşlar. Fırsat buldukça Görmemişzadenin elini ayağını öpmüşler, ayağının tozuna yüz sürmüşler.

 

Görmemişzade İse, kokuşuk medyası sayesinde el etek öpenlerinin sayısının artmasından her gün biraz daha mutlu olmuş! Alâadin’in Lâmbasında ikamet etmekte olan Cin Hazretlerinin öğüdünü hiç unutmamış. Dolar yağıyla dosya tozunu harmanlayıp iyice yoğurduğu o hamur mu çamur mu her neyse malzemeyi kullanarak sahibinin sesi kalemşörleri, ekranşörleri, danışşörleri üretmeye, medyahanelerindeki koltuklara yerleştirmeye devam ediyormuş…!!!

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir