GÖZYAŞI ŞİŞESİNİ BİLİR MİSİNİZ?

Gözyaşını bilmeyen mi var? Çok  üzülürsek, çok sevinirsek, gücenirsek, sevdiklerimizden ayrılırsak… ağlarız. Bunlar, gözümüzün yaşarmasının duygusal nedenleri. Fiziksel, kimyasal, biyolojik nedenlerle de gözümüzden yaşlar süzülebilir: Gözümüze toz, duman, soğuk rüzgar… kaçarsa, soğan doğrarken havaya karışan soğan molekülleri gözlerimize ulaşırsa… Ya da yüzümüze gözümüze kahramanca biber gazı sıkılmışsa…  bolca gözyaşı dökeriz. Nedeni ne olursa osun, gözyaşı, çoğu kez gözün korunmasına yardımcı olan, bazen de ruhsal gerginliğimizi hafifleten, çoğumuzun baş belası stresi az da olsa gevşeten bir salgı. Sonuç olarak yararlı bir şeydir…

 

Gözyaşının yaş döken gözden başkalarına da faydası vardır. Örneğin askere ya da gurbete giderken sevenlerimizin arkamızdan gözyaşı dökmelerinden gizli gizli gurur duyarız. Askerler, eğer varsa sevgililerinin gözyaşlarıyla ıslanmış mektuplarını sevgiyle öper, koklar, özenle saklarlar.

 

Gözyaşı, gururumuzu okşamaktan, gözümüzü korumaktan ve derin sevgimizi ifade etmekten başka işlere de yarar. Örneğin duygu sömürüsünde ve saf insanların kandırılmasında çok etkili bir araçtır. Yerinde ve zamanında abartılı ağlamayı bilenler, çoğu kez karşılarındakinin duygularını ve iyi niyetlerini kısa zamanda nakde çevirebilirler.

 

Bir de ihale ya da para karşılığı gözyaşı dökenler vardır. Bunlardan ihale karşılığı gözyaşı dökenlere günümüzde bolca rastlanır. Bir etkili iktidar adamının ya da kodamanın bir yakını ya da kendisi ölmeye görsün: İhale karşılığı gözyaşı dökücüler anında medyayı işgal ederler. Gerek taziye ziyaretleriyle, cafcaflı ölüm ve taziye ilanlarıyla, ağıt şekline soktukları yalakalıklarıyla, ziyaretlerle, ölenin yaslı yakınına yaklaşmaya çalışarak adamın acısına (!) (kontrolündeki ihale imkanlarına) paydaş olmaya çalışırlar. Doğrusu, iyi de para kazanırlar.

 

Gözyaşı, binlerce yıl önce de iyi para getirebilen bir şeydir: Tektanrılı dinlerden önceki çağlarda da geçerli olan dinsel inançlara göre, ölüm, insan için geçici bir durumdur. Ölen kişi mezara konulduktan bir süre sonra canlanacak ve mezarının içine konulmuş olan eşyalardan yakınlarınca ne kadar önemsenmiş olduğunu anlayacaktır. Eğer kişi ölümüyle yakınlarının çok üzülmelerine yol açmışsa, bundan büyük bir sevinç duyacaktır. Bunun için, sağ kalan yakınları hem kendi gözyaşlarını hem de parayla tutukları ağlayıcıların gözyaşlarını bu iş için özel yapılmış kaplara, yani gözyaşı şişelerine doldurup mezara, ölünün yanına koymuşlardır. Bu uygulama, ancak tektanrılı dinlerin bölgeye egemen olmasıyla sona ermiş, böylece paralı ağlayıcıların gözyaşları metelik etmez olmuştur…

 

Gözyaşı şişeleri, yaklaşık bir yumurta büyüklüğündeki haznenin üzerine oturtulmuş bir parmak uzunluğundaki  ve bir parmak kalınlığındaki, ağzı genişçe boğaz kısmından oluşan özel kaplardır. Toprak veya camdan yapılmışlardır. Üretim tarihleri itibariyle günümüzden en az iki bin yıl öncesine aittirler. Bilindiği üzere, bölgemizdeki en eski uygarlıklardan biri Frig uygarlığı olarak  adlandırılır. Frig  uygarlığından kalan mezarlar içinden çok sayıda gözyaşı şişesi bulunmuş ve müzelere kaldırılmıştır. Gözyaşı şişelerinin definecileri zengin edecek parasal değerleri yoktur. Ancak tarihi önemleri çok büyüktür. Düşünün ki bu kaplar bulundukları yerlerde insanların en az iki – üç bin yıldan bu yana yaşamakta olduğunu göstermektedir. Kısacası, gözyaşı şişeleri tarihtir, uygarlık ürünleridir. Metelik etmezler diye onları kırıp yok etmek, tarihi yok etmektir. İnsanı insanlaştıran biraz da tarih bilincidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir