HERONLAR, BÖCEKLER, MUSKALAR…

HERONLAR, artık herkesçe bilindiği üzere  çok yükseklerde uçarak çektiği görüntüleri yerdeki kumanda merkezlerine anında ileten insansız gözlem uçaklarıdır. Kumanda merkezleri, heron’larca saptanan bu görüntüleri dikkatle inceleyip değerlendiriyor ve gereği yapılmak üzere muharip birliklere bildiriyorlar. Muharip birlikler de bu bilgilerin doğruluğuna güvenerek verilen emirleri uyguluyorlar. Bilgiler doğruysa amaca ulaşılıyor. Ya doğru değilse?…

 

Heron’ları biz yapmışsak, biz havalandırmışsak, gönderdikleri görüntüleri biz

Değerlendirmişsek, muharip birliklerimiz istenilen sonuca ulaşabilirler. Ya biz o nesneler konusunda hiçbir üretim ve kullanım bilgisine,  denetim ve değerlendirme yeteneğine ve yetkisine sahip değilsek? En kestirme ifadesiyle, yandı gülüm keten helva! Ödünç aldığımız heron’lar bize değil, gerçek sahiplerine hizmet eder. Biz, kendimizi stratejik ortaklık gibi, eş başkanlık gibi mavallarla aldatıp heron sahiplerine gönüllü  tetikçilik yapmaktan bir adım ileriye gidemeyiz.

 

Bir de BÖCEKLER var canımıza okuyan! Öyle akrepler, örümcekler, bokböcekleri falan değil, düpedüz el yapımı, minicik, elektronik! Hani şu birilerinin evlerine, işyerlerine, yatak odalarına, hatta kozmik odalarına gizlice koydurttuğumuz!  Hani şu yerle bir edebilmek için birilerinin seslerini, görüntülerini  kaydederek internet sitelerine servis etmede kullandığımız böcekler. Bu elektronik haşeratın bizim gizli dünyalarımızı da işgal ettiğini biliyor muyuz? Bilmiyorsak tonlarca Wikileaks belgelerinden kendimize ilişkin olanları incelememizde yarar olabilir…

 

Heron’lar ve böcekler ve benzerleri, yalnızca, yalnızca, yalnızca bilim ve teknolojiyi kendine rehber edinmiş kişilerin ve ülkelerin eseridir, malıdır ve yalnızca onlara hizmet eder.  Onların gücüyle baş edemeyiz, çünkü biz, evet, biz, insanlık tarihinin henüz bilim  ve teknoloji öncesi dönemindeyiz, Biz henüz doğa olaylarını Zeus’un, Poseidon’un, Hades’in ve benzerlerinin, yani kendi yarattığımız tanrıların öfkeleriyle açıklamaya çalışan bir zeka düzeyindeyiz. Öyle olmasaydık, kazalardan, belalardan korunacağımıza inanarak cebimizde, boynumuzda muskalarla dolaşır mıydık?  Zeka düzeyimiz bunca düşük olmasaydı, fay hareketlerinin, büyük sel baskınlarının yerle bir ettiği binaların  yıkıntıları üzerinde yeniden şehirler kurar mıydık?  Trafik kurallarını eksiksiz öğrenip uygulamak yerine arabalarımızı nazar boncuğu, at nalı ve benzeri saçmalıklarla  donatır mıydık?  Ve  biz, “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir!” diyen  O büyük insana karşı düşmanlık geliştirir ya da düşmanlık geliştirenlerin destekçisi olur muyduk? Bizi miskinleştirmeye, uyuşturmaya,  uşaklaştırmaya çalışanları baş tacı eder miydik? Bizi sürüleştirip kendi ağıllarına, ahırlarına, mezbahalarına tıkmaya çalışanları tüm gücümüzle alkışlar mıydık? Heron’ları, böcekleri, muskaları, muskalıları, muskacıları başımıza bela edenlere tapar mıydık?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir