MEGALOMANİ: KORKUNÇ HASTALIK

Uzmanların söylediği doğruysa  insanın aklına tebelleş olabildiği bilinen bin dolayında hastalık var. Bunlardan biri aşağılık  kompleksi ya da duygusu. Aşağılık duygusunun tam karşıtı da megalomani. Türkçesiyle BÜYÜKLÜK TAKINTISI.  Aşağılık kompleksi olanlar kendilerini her bakımdan yetersiz, herkesten değersiz görür, hep birilerinin himayesine sığınma, kendilerini koruyacaklarına inandıkları güçlü kimselerin kanatları altında yuvalanma arayışına girerler. Megalomanlarsa bunun tam tersi duruştalar: Onlara göre her alanda onlar zirvedeler. Her şey onlardan sorulmalı, herkes her şeyi onlara danışmalı, onlara itaat ve biat etmeli, baş eğmeli, boyun bükmelidir, v. s.

 

Günlük yaşamımızda çok sık olmasa da böyleleriyle karşılaşır, kısa sürede ne olduklarını anlar ve yanlarından uzaklaşmaya çalışır, bir daha da yanlarına yaklaşmamaya özen gösteririz. Yakamızı ellerinden kurtarabilirsek dünyalar bizim olur. .

 

Kişisel çevremizdeki megalomanlardan kurtulmamız güç de olsa, mümkündür. Sosyal çevremizdekilerden kurtulmak çok güçtür. Sivil toplum örgütlerindeki megalomanlardan kurtulmak ise çok daha zordur. Onlar, örgütlerinin toplantılarında mikrofonu ya da ekranı ele geçirmeyegörsünler: BEN!, BEN!, BEN!!!…diye bir döktürmeye başlarlar ki aman Allah! Bir türlü susmak, oturmak bilmezler. Bu durumlarda bulunduğunuz salondan, meydandan uzaklaşmaktan başka seçeneğiniz yoktur. Hele de böyleleri birtakım yetkileri ellerine geçirmişlerse… Makamlarının tüm imkânlarını kendi marazî inançlarının yaşama geçirilmesi doğrultusunda sonuna dek kullanır, tek adamlık yolunda çılgınca  girişimlerde bulunur, birlikte yola çıktıkları yandaşlarını teker teker çevrelerinden uzaklaştırır,  bu yalnızlaşmayı mevkileri elveriyorsa iç ve dış komşularına karşı da uygularlar.

 

Böyleleri kendi hastalıklı akıllarınca artık Alemşümul liderlerdir. Her türlü yanlıştan, kusurdan münezzehtirler. Bütün dünya kendilerinin dostudur ya da düşmanıdır. Büyüklüklerinin görsel delili olsun diye muhteşem yapılar yaptırırlar. Bunun için sınırsız harcamalar  yaparlar. Büyük şölenler, ziyafetler düzenlerler. Tabii kendi ceplerinden değil… Yasal boşluklardan yararlanarak başında bulundukları kurumların altını üstüne getirirler. İşte tam bu noktada aşağılık duygusunun kurbanları devreye girer: Kendilerini bu megalomanların ayakları altına adeta kırmızı halı görünümündeki  pis paspaslar gibi atarak efendilerini zirveye taşırlar. Böylece tencere yuvarlanır, kapağını bulur misali yeni ve muhteşem (!) bir düzen kurulur.  Yeni düzeni mide bulantısıyla karşılayanların ise vay haline: Onların sonu, sipariş üzere destan yazacakların postal altlarıdır. Meğer ki halk direne!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir