NEVALE PAKETLERİ, OLTALAR , YEMLER, ONUR…

Muktedirlerin  nevale torbaları gönderdikleri gurebaya nasıl müstehzi, nasıl tepeden baktıklarını, onlara el öptürmeye nasıl hazır olduklarını görmemiş olmanızı dilerim. Görebilenler için manzara korkunçtur, iğrençtir. Bir yanda boş midelerin, gurultusu, soğuktan kızarmış çıplak ayakların titremesi öte yandan muktedirlerin mağrur sırıtışları arasında gerçekleşen sadaka törenleri insan onuruna saygılı kimseleri  isyana sürükler. Çünkü  onlar sadakaya değil, insanların kardeşlik ve dayanışmasına, fırsat eşitliğine, herkese iş imkânı sağlanmasına, gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara yeter miktarda sosyal güvenlik geliri sağlanmasına ve bunun adlarına açılacak banka hesaplarına yatırılmasına, böylece halen muktedirlerce yürütülmekte olan aşağılayıcı, teşhirci, adeta davul zurna eşliğinde sadaka dağıtma istismarcılığına son verilmesi gerektiğine inanırlar. Onlar, ahlâksız muktedirlerin çaresiz ve bilinçsiz açları kullaştırmalarına, köleleştirmelerine isyan eder, insan onuruna sahip çıkmaya çalışırlarsa da çabaları çoğu kez nafiledir. İş olacağına varır…

 

İnsanları nevale paketleriyle peşlerine takıp seçim sandıklarına, başka bir deyişle milli irade pazarlarına  sürüklemek muktedirlerin ezeli marifetleridir.  Muktedirler, tarihsel tecrübeleriyle, bir avuç yem kullanarak koyun, keçi, sığır… sürülerini bir avuç yemle peşlerine takıp ağıllara, ahırlara, sağım yerlerine, mezbahalara… götürmenin uzmanları oldukları gibi insanları alıp satmanın da uzmanlarıdırlar.

 

Muktedirler kuşkusuz her alanda çok çeşitli  malzemeye ihtiyaç duyarlar.    Seçimlerde ise en çok ihtiyaç duydukları şey  seçmendir. Çaresiz seçmenleri muktedirlerin seçim sandıklarına yönlendirmek için en uygun yöntem, onları minnettar bırakmak, yani kısa süreliğine de olsa karınlarını doyurmaktır. Hele bunun yanı sıra bir de evlerini üç beş günlüğüne ısıtmak imkânı bulunur, ceplerine üç beş kuruş cep harçlığı da konulabilirse … keyfine değmeyin gitsin…   Size kalırsa, ohooo, neymiş efendim? İnsan onuru çiğneniyormuş da,

kişilikler satın alınıyormuş da… Bilmem daha neler… neler!

 

Sevgili kadeşim, insan dediğin varlık hepi  topu kaç yıldır var bu kürede? İnsan benzeri canlılar günümüzden yaklaşık iki milyon yıldan bu yana arazide görünen izler bırakmışlar ve zaman  içinde yok olup gitmişlerse de günümüz insanı ancak kırk bin yıldır dünyada bulunmaktadır.  Kısacası canlı türleri günümüzden çok çok önce, insandan önce de vardı ve genetik incelemelere göre tüm canlıların aynı kökten yani üç milyar yıl kadar önce oluştuğu var sayılan tek hücreli canlıdan türeyip çeşitlenerek, evrilerek günümüze ulaşmışlardır. Ne var ki, canlı türlerinde tüm evrim süreci boyunca bir şey hiç değişmemiştir: Beslenme!.. Canlılar, ilk canlının, yani tek hücreli atamızın evrene merhaba dediği anda başlayıp günümüze kadar sürüp gelmiştir ve canlılığın sona ereceği ana kadar sürüp gidecektir.

 

Yeryüzündeki tüm canlılar canlılıklarını başka birtakım canlıları ya da artıklarını yiyerek canlılıklarını sürdürmektedirler.İnsan da bu sürecin, çarkın içindedir. İnsan, diğer türlerin çoğundan farklı olarak yamyamlık istisnası dışında kendi türünün etiyle beslenmez. Ama evrimleşmesinin bir noktasında, türünün emeğini ve alın terini sömürerek beslenmeyi keşfetmiştir. Birtakım insanların başka birtakım insanları sömürmeye başlamaları kuşkusuz toplu yaşamın başlamasıyla birlikte ortaya çıkmıştır. İlk sömürgenler, kuşkusuz eli sopalı toplum yöneticileriyle inanç yöneticileridir.

 

Sömürülenlerin sömürenleri kısmen de olsa frenlemeyi ve kontrol altına alma umuduyla gelenek, görenek, din, ahlâk ve hukuk kuralları geliştirerek durumlarını düzeltme girişimleri, kısa zamanda yine muktedirlerin çarpıtıcı müdahaleleriyle işe yaramaz hale gelmiştir. Günümüzde de bu süreç böylece sürüp gitmektedir. Günümüz muktedirleri, toplumları kendi hizmetlerinde, egemenlikleri altında tutabilmek için çeşitli yöntemlere başvurmakta, çeşitli araç ve yemler kullanmaktadırlar. Toplumların tarih boyunca yarattıkları tüm insani

değerleri, inançları oltalarının  ucuna takarak avlarının, halklarının üzerine savurup avlamaya çalışmaktadırlar. Bunun için de en zalim tuzakları halkları maddî ve manevî çaresizlik içinde tutabilmek için işsizlikten, eğitimsizlikten ve çağ dışı eğitimden medet ummaktadırlar

 

Bütün bunlara karşın, muktedirlerin tüm oyunlarının sonunda bozulacağını, halkın oltalarını, yemlerini, nevale paketlerini başlarına çalacak kadar onurlu davranarak saltanatlarını tarihe gömeceğine inanmak istiyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir