TÜRKİYE’Yİ ÜÇE KATLAMAK…

Kocapınar’la, köyümle gurur duyduğumu bağıra çağıra söylemekten büyük zevk aldığımı söylemeliyim öncelikle! Sevinçten, mutluluktan içim içime sığmıyor. Neden mi? Öğrencilerimiz çok başarılı da ondan. Üniversiteye giriş sınavlarında bir yükseköğretim programına kayıt hakkını kazananların Türkiye ortalaması yüzde otuz üç iken, Kocapınarlıların ve kocapınar kökenlilerin başarı ortalaması yüzde yüz!

 

Başarılarını kutlamak ve sevinçlerini paylaşmak için görüştüğüm tüm çocuklarımız, okuyacakları okullarda yalnızca kendi başarıları için değil, kendilerinden sonra üniversitelere  girecek kardeşlerine, arkadaşlarına örnek  olma bilinç ve sorumluluğuyla da çalışacaklarını söylediler. Söyledikleri yalnızca bu kadar da değil. Girdikleri okullarda kendilerine sunulan bilgi ve beceri programlarıyla yetinmeyeceklerini, seçtikleri bilim dallarından başka, üzerinde yaşamakta oldukları yer kürenin oluşumuyla, kıta levhalarının hareketleriyle, deprem ve yanardağların oluşumu ve bunların canlıların yaşamlarını etkilemeleriyle, yani yerbilimi ile, atomların değişik bileşimlerle bir araya gelerek molekülleri oluşturması, bu farklı yapılardaki moleküllerin birbirleriyle etkileşerek yeni ve farklı yapıları oluşturmasıyla, yani kimya bilimiyle,  canlılığın denizlerde tek hücreli olarak nasıl ortaya çıkıp çok hücreli bitki, hayvan ve insan biçimlerinde oluşarak karalara da yayılması ile, yani biyolojiyle, yani canlı bilimiyle,  insan denilen canlının bedensel, ruhsal, toplumsal, kültürel, siyasal, ekonomik oluşum ve sorunlarıyla, bilim ve uygarlık tarihleriyle, sanat ve felsefeyle de…  bunları çok önemseyerek ilgileneceklerini… söylediler.

 

Çocuklarımız elbet gençliklerini de yaşayarak ama gençliklerinin altında ezilmeden okur, yukarıda özetledikleri düşüncelerini gerçekleştirebilirlerse inanıyorum ki hayata yalnızca birer diplomalı üniversite mezunu olarak değil, gerçek birer aydın olarak atılacaklar. Böylece hem kendilerine hem de topluma yararlı, yeterli birer yurttaş, birer insan olarak  aramıza  katılacaklar. Onları hiç kimse hurafelerle kandıramayacak, kendilerine kul köle edemeyecek. Hiç kimse onlardan “adamım” diye söz edemeyecek. Çünkü onlar yalnızca adam olacaklar.

Onlar yalnızca bilimden, haktan, haklıdan yana olacaklar. Onlar hiç kimseden emir, talimat almayacaklar. Hiç kimse onları davar sürüleri gibi güdemeyecek.  Onlar hiç kimsenin sofrasında çöplenmeyecek, çanak yalamayacaklar.  Oyları ve vicdanları satılık olmayacak. Kendilerini hiç kimseden büyük de, küçük de görmeyecekler. Onlar kendi bedenlerinin de, yerdeki otun, karıncanın, böceğin bedenlerinin de hücrelerden oluştuğunu, her canlının, her varlığın aynı derecede yaşama hakkına sahip ve saygın olduğunu, insanın  ancak başkalarına haksızlık ve saygısızlık etmesi halinde saygınlığını yitireceğini, başkalarının emeğine, alın terine, yaşam hakkına, varlığına… saygı gösterdiği ölçüde saygınlık kazanacağını bilecekler.

 

Üniversitelere giriş sınavlarındaki başarılarıyla Türkiye başarı ortalamasını üçe katlayan Kocapınarlı çocuklarımızın elde ettikleri sonuçtan ölçüsüz bir gurur ve sevinç duyuyorum.  Ve biliyorum ki, Yalnız Kocapınarlılar değil, ülkemin bütün çocukları, gençleri, “Başarma inancı ve kararlılığıyla” çalışırlarsa, aynı başarıyı elde edeceklerdir. Yeter ki kendilerini “Şucu – bucu” olarak biçimlendirmek isteyen tezgahlara düşmesinler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir