YALNIZ İNSAN – İLKEL DEVLET…

Yalnız insan kim mi? Söylersem incinebilir. Ona siz bir ad verin. Ne  zaman, neden yalnızlığa düştüğünü bilmiyorum. Kendisi de bilmiyor. Belki şiddetli geçimsizlik dağıtmıştır yuvasını, belki hayırsız evlatlar terk edip gitmiştir, belki hiç yuva kuramamıştır.  Belki insanlarla doğru bağlar kuramamış, belki ayıpları, kusurları nedeniyle toplumca dışlanmış, belki beyin kimyasının yönlendirmesiyle yalnızlığı seçmiştir.

 

Nedeni ne olursa olsun, yalnız insan, sonuç olarak yalnız insandır. Kimse çalmaz kapısını, evinde, kulübesinde, barınağında… olup olmadığını kimse bilmez. Kimse de merak etmez. Açmış, açıktaymış, hastaymış… Kimin umurunda?

 

Yalnız insan öyle yalnız, toplumdan ve dünyadan öylesine kopuk ki, artık  hiçbir şeyle ilgilenmiyor. Gök yüzü güneşli mi, yağmurlu mu, karlı mı, mevsim yaz mı, kış mı farkında değil! Farkında olmaması belki de daha iyi kendisi için. Bir zamanlar gelip geçenlerce, eski dostlarca, yakınlarca aranıp sorulmayı umarak yolları gözler, kapısının çalınmasını duymak için günler geceler boyu kulak kabartırken, sonunda umudunu tümden yitirip yalnızlığa, karanlığa gömülmüştür. Artık ölümü beklemektedir o.

 

Böylesine dışlanmış, yoksanmış insanlara karşı ilgisizliğimizin bireysel nedenleri olabilir. Haklılık payımız da olabilir belki. Ne var ki toplumun böyle bir hakkı olamaz. Toplum, hiçbir nedenle dışlayıcı, yoksayıcı olmamalı, İnsanların herhangi bir nedenle dışlanmasına, yoksanmasına rıza göstermemelidir. Salt canlı olduğu için, varlık olduğu için, insan olduğu için… toplum bu yalnızlaşmış ya da yalnızlaştırılmış insanları bağrına basmalı, kusurlularsa ıslah, hastalarsa tedavi kurumlarında toplamalı, topluma yeniden kazandırmalı, başka bir söyleyişle yeniden yaşama döndürmelidir. Toplumlar ancak bunu yapabildikleri ölçüde çağdaşlaşmış olurlar. Çağdaş toplumlar bu insanlık görevini ancak en büyük, en güçlü örgütleriyle, yani devletleri eliyle yapabilirler. Devletleri bu yolda sorumluluk duymayan toplumlarsa kendilerini nasıl adlandırırlarsa adlandırsınlar, sömürgenlerce kandırılan, soyulup soğana çevrilen zavallı kalabalıklardan başka bir şey olamazlar.

 

Bize yakışan, insanların yalnızlıklarına, yalnızlaştırılmalarına karşı çıkmak ve devletimizi bu yolda gerekeni yapmaya çağırmaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir