SÖZLERİNİZ DOĞRU MU, YANLIŞ MI, YALAN MI?

Günlük yaşamımızda bireylerle ve toplumla iletişimler kurar, söz ve yazıyla birçok bilgi, gözlem, haber ve düşüncler paylaşırız. Sorular sorar ve yanıtlar veririz Bize yöneltilen soruları yanıtlamadan önce zihnimizde ciddi bir hesaplaşma yaşarız: Söyleyeceklerim bana ya da yakınlarıma zarar verir mi? doğruyu söylersem başıma bir iş gelir mi? gibi…  Bu hesaplaşmanın sonunda yanıtlarız soruyu. Bu durumda

BÖLÜN, PARÇALAYIN, ANCAK BÖYLE YUTARSINIZ.

Siz ki  sömürü tarihinin en başarılı sürdürücülerisiniz. Dünyayı egemenliğiniz altına alma, yalayıp yutma savaşının anlı şanlı, kılıcı kanlı şövalyelerisiniz.  Tarih sizi böyle gördü, böyle yazıyor. Bundan böyle de böyle görsün, böylece yazsın istiyorsunuz. Tarihsel tecrübelerinizden biliyorsunuz ki büyük lokma yutulurken terbiyesizlik edip boğazınıza takılıyor. Boğulup gitmekten kurtulmak için sofranızda hiç mi hiç büyük lokma bulunmamasına

KORONA KURBANLARININ YAKINLARINA DERSLER

Annelerini, babalarını, kardeşlerini, yakınlarını, dostlarını Korona virüsüne kurban vermiş sevgili yurttaşlar, dünyadaşlar ve onların acılarını paylaşan tüm insanlar! Son pandeminin canlarına göz koyduğu sevgili insanlar! dünyanın neresinde yaşıyor, hangi dine inanıyorsanız inanın. 2019 yılının aralık ayından bu yana insanlığın başına bela olan virüsün dünyanın her yerinde pek çok insanın canını, nefesini keserek alması ve almaya

NATO KAFA , NATO MERMER, NATO TAŞ KAFA…

Kimi insanlar leb demeden leblebiyi anlarlar. Böyleleriyle söyleşmek, birlikte çalışmak, tartışmak ne güzeldir. Sizi anlamak için bütün dikkatleriyle dinlerler söylediklerinizi; anlayamadıkları şeyler  olursa sade, açıkça anlaşılır sözlerle sorular sorarlar size. Sorularınızı yanıtlar ya da düşüncelerini açıklarken de gereksiz hiç bir sözcük kullanmaz; aptalca hiç bir örnek vermez; saygısızca hiç bir davranışta bulunmazlar.  Böyle insanlarla yapılan

GÜNEŞ YÜZLÜ İNSANLAR

Dünya güzel… Dünya insanlarla güzel; ama dünya güzel insanlarla güzel. Açıktır ki güzellik yarışmalarında seçilmiş dünya güzellerinden, dünya yakışıklarından söz etmiyoruz. Öyle olsaydı insanın güzelliği, yakışıklılığı çok kısa ömürlü olurdu. Sözünü ettiğimiz güzellik insanın gençliğinin birkaç yılıyla sınırlı değil. O, yaşla sınırlı olan, geçici olan, buruşup, kırışıp kaybolan değil, her yaşla birlikte daha bir parlayan,

“SÖZ OLA KESE SAVAŞI, SÖZ OLA KESTİRE BAŞI…”

Böyle başlıyor söze Yunus Emre, sözün önemini anlatırken ve devam ediyor: “Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz…” Ağzımızdan çıkan sözler. yaydan fırlayan oka benzetilir; artık geri alınması mümkün değildir. Okun hedefine varması ya da boşa gitmesi bizim bilgimize, becerimize bağlıdır. Dinleyenlerimizi barışa, dostluğa ikna edebileceği gibi, öfkelendirip bize ya da başkalarına

JAPON ÇOCUKLARINA ÖNERİLEN DAVRANIŞLAR

Bilindiği üzere, Japon ulusu, yeryüzünün en ahlâklı, en dürüst, en çalışkan,  en disiplinli, en temiz  insanlarından oluşan bir toplumdur. Japonlar bu niteliklerle doğmuyorlar. Onlar da dünyanın bütün çocukları gibi, doğuştan hiç bir farklılığa sahip değiller diğer çocuklardan. Ama ailelerinde, eğitim kurumlarında ve işyerlerinde öyle eğitiliyorlar ki, dünyanın bütün insanlarından daha dürüst, daha çalışkan, daha titiz,

SEVGİSİZLİK: İNSANLIK SUÇU !

Psikologlar, psikiyatristler pek çok sonrunlu insanı incelemiş, araştırmalar yapmış, sonuç olarak psikopatinin temelinde sevgisizlik, ilgisizlik, itilip kakılmışlık, aşağılanmışlık, görmezden gelinmişlik, yok sayılmışlık, taciz ve tecavüze uğramışlık gibi, insanların daha çok küçük yaşlarda uğradıkları olumsuzluklardan kaynaklandığını saptamışlardır. Söz konusu araştırmalar göstermiştir ki, insan, daha dünyaya geldiği andan itibaren annesinin, ebesinin, ninesinin ve çevresindeki tüm insanların ilgi,

ÖMRÜMÜZ KISALDIKÇA

Yaş ilerledikçe nasıl da telâşlanıyor insan:  Geçmişimizi gözden geçirdikçe  ömrümüzü  sorumsuzca  tükettiğimizi, geleceği hiç umursamadan, günübirlik yaşadığımızı,  yaşamın getirdiği güncel sorunlara yoğunlaştığımızı, onları abartarak metelik etmez işlerin peşinde koşuşturup durduğumuzu anlıyor, bu büyük zaman israfından dolayı dehşete düşüyoruz. Zamanımızı doğru kullanmış olsak meğer ne çok yararlı işler yapabilir, ne büyük değerler üretebilir, kendimize, çevremize, doğaya

İNSANLAŞMANIN YOLU: EMPATİ

EMPATİ kavramını kısaca canlıların beden dilerini anlamak olarak tanımlayabiliriz. İnsanı insanlaştıran empati yeteniğini esasen çevremizdeki kimi hayvan türlerinde de görebiliriz. Örneğin bir kuş yuvasındaki yavrulara saldırmağa kalkışan bir yılan ya da bir yırtıcı olursa çevredeki anne ve baba kuşlardan başka aynı türden bir çok kuş da çığlıklar atarak, pike uçuşları yaparak  saldırganı ürkütüp kaçırmağa çalışır.