BEYİN YIKAMA MAKİNELERİ: TV’LER…

Günümüzün kaç saatini geçiriyoruz TV karşısında? Üç mü, beş mi, on mu? Belki daha çok! İzdivaç programları, görgüsüzlük şovları, yaşamı seksten, öldürmelerden soygun

lardan ibaret sayan mafya dizileri, acındırık derviş , veli öyküleri ve ille de maçlar, maçlar… Sonra hazretin beğenmediği herkesi eşitçe harcayan, azarlayan, baştan sona sövmece kokan nutukları…

 

Halkımızın neredeyse yarıdan  fazlası, hemen her gün sabahtan akşama, akşamdan sabaha dek bu programları adeta gözünü kırpmadan izliyor. Kendi yaşamıyla, kendi sorunlarıyla hemen hiç ilgisi olmayan  ekran tablolarında seyrettiği aşk, ihanet ve tecavüz sahnelerinin kahramanlarıyla birlikte adeta orgazm oluyor, golü atan futbolcuyla birlikte kedisini gol kralı hissediyor, öldürme ve katliam sahnelerinde özel yaşamındaki  yenilgilerin adeta öcünü almanın doyumunu yaşıyor… Kendisini dünyanın efendisi sanan sinirli şahsiyetin tehdit kokan sonu gelmez nutuklarını dinlerken canlı türlerinin pek çoğunda gözlendiği gibi korkuya kapılıyor ve güçlünün karşısında kuyruğunu bacakları arasına kıstırıp mutlak itaat ve biat pozlarına bürünüyor.

 

Toplu baskın ve toplu tutuklama haberleri, kanlı eylem görüntüleri, molotof kokteylleriyle yakılan otobüs görüntüleri, bu televizyon tutkunlarının beyinlerini öyle bir etkiliyor ki, sonuçta ortaya  tam da efendilerin istediği kıvamda  yıkanıp hizmetlerine hazır, emirlerine  amade  binlerce, yüz binlerce, milyonlarca beyin çıkıyor.  Efendiler için çok verimli olan bu sonucu başka yöntemlerle elde etmek elbet mümkün değil. Çünkü toplumları köleleştirme, uyuşturma, kendi çıkarlarına ve ulusal çıkarlara yabancılaştırma sonucunu veren bu yöntem, efendiler için risksiz  olduktan başka, çok da karlıdır.  Programların yayımı sırasında sık sık gösterime sokulan reklamların  getirileri hem tv sahipleri hem reklam verenler hem de efendiler için bulunmaz nimetlerdir. Bir taşla birçok kuş vuruyorlar… İşlerini iyi biliyorlar yani.

 

Beyin yıkama, yukarıda verdiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, insanları ve toplumları kendi sorunlarıyla ilgilenmekten uzaklaştırmak,  kendilerine yapılan haksızlıkların hesabını sormak yerine işi Tanrıya havale etmek,  bir kurtarıcının gelip kendilerini kurtaracağına inanmalarını sağlamak, efendilerin onlara asla ihanet etmediğine ve etmeyeceğine inanmak, efendilere yöneltilen eleştirileri reddetmek  ve eleştirenlere karşı amansızca düşmanlıklar geliştirmek gibi çıkmaz sokaklara yöneltmek şeklinde ahlak dışı, insanlık dışı bir iştir ve günümüzde özellikle diktatörler ve siyasal iktidarlar tarafından çok zalim, çok kararlı ve çok başarılı bir biçimde uygulanmaktadır. Beyin yıkama,  günümüzde her türlü iletişim araçları ve iletişim yöntemleri , özellikle de televizyon denilen afyon kutusu aracılığıyla uygulanmaktadır. O kadar ki, özellikle kırsal bölge sakinleri ve yoksul  halkın büyük çoğunluğu bu beyin yıkama yöntem ve araçlarıyla  beyni yıkanarak uyuşturulmuş, kendi birincil  sorunlarını bile algılayamaz ya da algılasa bile umursamaz hale getirilmiştir.

 

Beyni yıkanmış insanlarımız için haksızlıklara karşı direnmek diye bir şey yoktur. Onlara göre haksızlık edenler nasıl olsa öte dünyada cezalarını çekeceklerdir. Öyleyse bu dünyada kötülerle didişmeye ne gerek vardır? Sömürgenlere göre “yeme de yanında yat.” türünden bir anlayış.

 

Bu nedenledir ki ülkemizde ve dünyada halklarını ağıllara, ahırlara sürülüp sağılacak davar ve sığır sürüleri gibi gören birtakım efendiler, insanların beyinlerini TV denilen beyin yıkama makinelerini ve uyuşturucu dizi filmleri, sohbetleri, evlendirme, yarışma ve tartışma programlarını ve maç yayınlarını kullanarak insanların beyinlerini yıkayarak iktidarlarını sürdürmeye çalışırlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test