BÖLÜN, PARÇALAYIN, ANCAK BÖYLE YUTARSINIZ.

Siz ki  sömürü tarihinin en başarılı sürdürücülerisiniz. Dünyayı egemenliğiniz altına alma, yalayıp yutma savaşının anlı şanlı, kılıcı kanlı şövalyelerisiniz.  Tarih sizi böyle gördü, böyle yazıyor. Bundan böyle de böyle görsün, böylece yazsın istiyorsunuz.

Tarihsel tecrübelerinizden biliyorsunuz ki büyük lokma yutulurken terbiyesizlik edip boğazınıza takılıyor. Boğulup gitmekten kurtulmak için sofranızda hiç mi hiç büyük lokma bulunmamasına büyük özen gösteriyorsunuz bu nedenle! Aşçılarınıza, mutfak çalışanlarınıza binbir tembihte bulunarak lokmaların ufak ufak, minik minik, ağzınıza layık hazırlanmasını istiyorsunuz. Haklısınız, çok haklısınız. Ne gereği var büyük lokmaların öyle…

Bakın, büyük rehberiniz, akıl hocanız da aynı şeyi yapıyor, kendi yakınlarını, çıkar ortaklarını kendi bayrağı altında toplayıp cihan pehlivanı olma çabasını ne pahasına olursa olsun sürdürmeğe çalışırken dünyanın öteki ülkelerini bölüp parçalayıp tam ağzına uygun lokmacıklar haline  sokmağa çabalıyor. Bunun için etnik kökenmiş, mezhepmiş, tarikatlarmış… her bahaneyi, her türlü aplallaştırıcı malzemeyi kullanarak koskoca dünyayı kolay yutulacak lokmalara bölmeğe çalışıyor.

Eh, aklı başında olanların direnişlerine karşın, hayli de başarılı yani. Bakın arap ülkelerinin, latin ülkelerinin, Afrika ülkelerinin, halklarının çoğunluğu müslüman olan pek çok ülkenin haline!

Akıl hocanız, büyük rehberiniz hazretleri bu amacını gerçekleştirmek için elindeki her türlü malzemeyi kullanmaktan çekinmiyor. Bir yandan elindeki her türlü silahın gölgesiyle insanlığı ürkütmeye çalışırken bir yandan da satın aldığı ulemayı danışman etiketiyle hedef ülkelere şırınga ederek bölme, parçalama faaliyetleri için zemin hazırlamaya özen gösteriyor.

İşte, tam  size göre bir yol, size göre bir yöntem. Siz ki bu ulusa rehber olarak bilimi göstermiş o büyük insanın namını, şanını bu topraklardan silip atmayı, fikirlerinin kökünü kazımayı yemin billah amaç edinmiş bir güçsünüz. Amacınıza ulaşmak için elinizden gelen her türlü savaşı verecek kadar gözü karasınız. Ulaştığınız bu güce, bu kararlılığa, bu örgütlülüğe karşın birilerinin bölünüp parçalanmaya, yutulmaya karşı direnmesine göz mü yumacaksınız?

Neymiş efendim, Baroymuş!

Avukatlarmış, Atatürkçülermiş, cumhuriyetçilermiş, halkın önemli bir  kısmının bihaberliğine rağmen halkçılarmış falan… Onlar bu kimliklerini seçerken size mi sordular? Onlar sizin tarihi akışı tersine çevirmek gibi ulvi amacınıza yönelik adımlarınızı engellemek hakkını kimden, nereden almışlar?

Tekmeleyin, yumruklayın, tokatlayın, vurun, kırın, sokmayın Ankara’ya. Parçalayın Baro’yu! Parçalayın, bölün ve yutun. Ta ki emperyalizmin oyunlarına karşı çıkmak neymiş, görsünler, öğrensinler…

Kendisine ihtiyacınız olmasa da, tarihin hiç onurlu olmayan bir kategorisine atlamış olsa da kuyruğunuza yapışmış olan o kullanılmaya hazır zavallının desteğini de değerlendirerek yapın elinizden geleni.  Tarihin aydınlık ırmağı  ancak sizin yüksek gayretlerinizle tersine akıp kararacak. 22.06.2020

(Bu yazı, altmış altı baro başkanı Ankara girişinde Anıt Kabir’e girme kararlılıklarından vazgeçirilmek için tartaklanıp tekmelenirken yazıldı.)

Avukat Remzi KISA

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test