GENÇLERE KIYMAYINIZ EFENDİLER

Onlara “efendiler” diyorsak, sahiden efendi olduklarından değil bu, sadece sözün gelişi; yoksa ne olduklarını biliyoruz elbet.

 

Yalnızca biz mi biliyoruz?

 

Asıl kendileri biliyor ne  dolaplar çevirdiklerini.

 

Nasıl mı?

 

Kendi çocuklarını yurt içinde ve yurt dışında en iyi, en donanımlı okullarda bir elleri yağda bir elleri balda okuturken bizim  çocuklarımızı yeterli öğretim kadrolarından yoksun, laboratuarı, teknik donanımı bulunmayan derme çatma okullara doldurup güya okuturmuş gibi yaptıklarını bilmiyorlar mı?

 

Kendi çocukları için daha öğrenimleri tamamlanmadan yurt  içinde ve yurt dışında dolgun maaşlı işler hazırlarken mezunlarına iş imkanı bulunmayan okullarda gençliklerini sömürdükleri bizim çocuklarımızın kaldırım mühendisliğinden başka bir seçenek bulamayacaklarını bilmiyorlar mı?

 

Ve onlar, devlet kadrolarında kendileri gibi düşünmeyenlerin yer almaması için gerek devlet memurluğuna giriş sınavlarına, gerek yüksek öğretime geçiş sınavlarına, gerek üniversitelere öğretim elemanları alımında uyguladıkları giriş sınavlarında yalnızca kendi adamlarının başarılı olmasını sağlayacak hileler yapmıyorlar mı?

 

Ve onlar, o anlı şanlı “efendiler (!)”  bu saltanatlarını daim kılmak için

yaptıkları kötülüklerden ve haksızlıklardan dolayı yargılanmamak için yasal ve yasa dışı her türlü fırıldağı döndürmüyorlar mı?

 

Onlar ne mal olduklarını,  ne yaparlarsa saltanatlarını bir süre daha sürdürebileceklerini, halkın çoğunluğunun aksine öyle  efendi falan değil, düpedüz çakal olduklarını çok iyi biliyorlar.  Biz de biliyoruz  elbet. Çakal olduklarını, gençlerimizin umutlarını, geleceklerini çaldıklarını. Ne var ki ipin ucu bu “efendilerin (!) elinde Şimdilik. Tüm kurumların denetimi ellerinde. Bütün çarklar onların değirmenlerine su taşıyor.  Bu tablodan ve dünyanın efendisinden aldıkları cesaretle güçlerinin ilel ebet her şeye yeteceğini sanıyorlar. Bu sanıyla kendilerini alaşağı edebilecek bir yanlış yaptılar. Üniversitelerin en seçkin fakültelerini kendi çocuklarıyla, müritleriyle doldurabilmek için düzenledikleri YGS şifresi  ellerine, ayaklarına dolandı. Hayatlarının hatasını işlediler. Gençlerin emeklerine, alın terlerine, aylarca yıllarca süren sınav hazırlıklarına, özetle gençliklerine kıydılar…

 

Şifre skandalının ortaya çıkmasından çok kısa bir süre sonra birileri sınav baş sorumlusunun açıklamasından yeterince tatmin olduklarını açıkladılarsa da haklarının, alın terlerinin çalınmasına rıza göstermeyecek yüz binlerce öğrenci ve aileleri bu tatmin edebiyatına yüz vermediler  ve  haklarını yasal ve siyasal yöntemlerle arayacaklarını açıkladılar.

 

Bizden  söylemesi: Şifrelerle, üçkağıtçılıkla gençlere kıymayın “efendiler (!)”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test