GERÇEKLER VE HAYALLER ÜSTÜNE

İnsan bu, hayal kurar uzun süre, fırsat yakaladığında da hayallerini gerçekleştirir. Hayallerini gerçekleştirdiğinde dünya onun olur adeta. “Gördünüz mü ?”  der, “Ben dememiş miydim! Ben yaparım, ben ederim. Benim elimden hiçbir şey kurtulamaz! Ben dahiyim, ben Süpermen”im. Balkanlar ve Ortadoğu benden sorulur. Ben dünya imparatorluğunun meş başkanıyım. Benim elimden hiç bir şey kurtulmaz! Ben güçlüyüm, ben her şeyim! Benim üstüme kimse yok. Ben, bana saygısızlık edeni kulağından tuttuğum gibi özel mezbahama koyarım. Ben topuk selamı isterim…Ben istediğimi vekil, bakan  ya da başkan tayin ederim. ” Falan filan… Bıktırır dinleyenlerini bir süre sonra. Kimi dinleyenleri ise o daha palavraya başlamadan bir Balkan türküsünü mırıldanmaya koyulurlar: “At martini de bre Hasan, dağlar inlesin…”

 

Bu susmak bilmeyen  bülbülün söyledikleri doğrudur: Yukarıda sıralanan başarılarını daha pabucu delikken  önüne hedef koymuş, hayallerini gerçekleştirmek için çevresindekilerin zaaflarını, cehaletlerini, omurgasızlıklarını birilerinin yatak odalarına soktuğu gizli kameraları kullanarak adım adım ilerlemiştir. Hayallerini gerçekleştirmiştir yani! Ne babayiğit ama, ne kahraman ama değil mi?… Ancak kahramanımızın gizli tuttuğu, kapalı kapılar ardında gerçekleştiği hayalleri de vardır ki onları kendisi söylemediği gibi, söyleyenleri  de şıppadanak hedef tahtasına yerleştirir: Gemicik sahibi olmak, İsviçre bankalarında gizli hesaplar açmak, tarihe geçmek için devlet yıkıp devlet kurmak, delik ayakkabıyla yola çıkıp milyar dolarlara kavuşmak gibi, gerçekleşmiş gizli hayaller… Eveeet.. gizli hayalleri el çabukluğuyla gerçekleştirmek herkesin harcı değil! Bu başarı, ancak insanları makam koltuğuyla, dolgun maaşlarla, sadakalarla, türlü çıkarlarla satın alabilen ya da şantaj dosyalarıyla postal çıkartıp koltuk altına sıkıştırabilen babayiğitlerin harcıdır. Yiğidimizin hayalleri işte bu kahramanca çabaları sonunda gerçekleşmiştir. Kutlu olsun (!).

 

Bir de hayal olmuş gerçekler vardır ki onlar da işsiz kalmış işçilerimizin hayali cihan değer gerçekleridir: Bir zamanlar, sigortasız da olsa, asgari ücretin altında ücretlerle de olsa, fazla mesai ücreti ödenmeden de olsa,  tekstil ve deri işyerlerinde kölece şartlarda çalışmış da olsalar.  sonuç olarak akşamları evlerine acı soğan  kuru ekmek götürebildikleri gerçeği… Bu yürek burkan, ama yine de aç ve işsiz insanların hayali cihan değer gerçeği…  Şimdi dipsiz, umutsuz bir karanlık içinde depresyon geçiren aç ve işsiz kardeşlerimizin, kendi hayallerini kahramanca gerçekleştiren yiğidimizin sosyal ve ekonomik politikaları sayesinde artık hayal bile kuramayacakları duruma sürüklenen kardeşlerimizin “Bir zamanlar işimiz vardı!” gerçeği…

 

Neylersiniz, hayat böyle  işte: Kiminin hayalleri gerçekleşir, kiminin  bir zamanlardaki gerçek işi ise hayal olur gider…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test