İNSANLAŞMANIN NERESİNDEYİZ? (2)

İnsanlaşmanın, başka bir deyişle diğer canlılardan farklılaşmanın ilk adımının toplayıcılıktan ve avcılıktan, üreticiliğe geçiş olduğuna değinmiştim. Üretme eylemi kuşku yok ki öncelikle bilgi, beceri, maddi olanaklar ve emek gerektirir. Bu gereklerin karşılanması ancak ciddi bir çabayla yani yeterli enerji tüketimiyle mümkündür ki bu da kişinin enerji stokunun azalması sonucunu doğurur.  Enerjinin azalması ise yalnızca insanın değil, hiçbir canlının kolayca kabullenemeyeceği bir durumdur. Bu nedenle diğer canlılar gibi insanlar da ancak zorunlu olduklarında bizzat çalışıp üretmeyi göze alırlar.  Bizzat çalışıp üretme zorunluluğu ya da olanakları yoksa kimi insanlar hazır bulduklarıyla, kendilerine sunulanlarla yetinmeye çalışırlar. Üretici olmadıkları halde kendilerine sunulanlarla yetinmeyen- ler ise ihtiyaçlarını başkalarının ürettiklerini tüketerek karşılamaya yönelirler. Başkalarının ürettiklerini tüketmenin ise iki yolu vardır: Bu yollardan biri satın alma, takas ve bağış gibi ürün sahibinin rızasına dayanan hukuka uygun yol, diğeri ise dolandırma, çalma ya da gasp gibi ürün sahibinin rıza göstermediği, suç oluşturan ya da merhamet sömürüsüne dayalı dilencilik gibi yasa dışı yoldur. İnsanlık, üretimi ve üreticiyi dünyanın her yerinde ve her zaman önemsemiş, kutsamış, buna karşılık üreticinin ürününe, emeğine çalarak, gasp ederek, dolandırarak el koyanları ise yine dünyanın her yerinde ve her zaman kınamış ve lanetlemiştir. Ekmeklerini çalışarak kazanabilecekleri halde dilenerek başkalarının ürettiklerinden pay alanlar ise yine dünyanın hiçbir yerinde ve hiçbir zaman saygı görmemişlerdir. Ancak, bizimki gibi özürlülerine yeterince sahip çıkmayan toplumlarda bir kısım insanın  dilenci ruhlu olduğu için değil, üretme olanaklarından yoksun olduğu halde devletin koruyucu kanatları altına alınmadığı için ele muhtaç olduğu  bilinmektedir ki  insanlaşmanın üretme basamağına yükselmiş kimselerin devletçe çaresizliğe terk edilmiş insanlara ve diğer çaresiz canlılara el uzatması, yani ürününün bir kısmını onlarla paylaşması insanlaşmanın ikinci basamağına yükselmektir. Bu ölçüler dikkate alındığında, kendi ekmeğini kazanabilecek durumda olduğu halde başkasının sofrasına çöreklenen dolandırıcılar, hırsızlar, gaspçılar, inanç sömürücüleri, siyaset sömürücüleri,  emek sömürücüleri… Kısaca sömürücülerin bin bir çeşidi insanlaşmanın neresinde?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test