KUKUREŞKA – ÖKSÜZ AHMET – KARDELEN

Kar aydınlığında uyandım. Annem pencerenin önünde, ayakta duruyordu. Dört yaşındaki kız kardeşimi kucağında tutuyordu. Kız kardeşim gözle görülür şekilde titriyordu. Dişlerinin takırtısını duyuyordum. Annemin çok üzgün, çok çaresiz olduğu her halinden belli oluyordu.   “Korkma kızım, korkma, şimdi geçecek, bir şeyciğin kalmayacak.”  diye söylenip duruyordu.

 

Yataktan çıkıp pencerenin önüne yürüdüm. On yaşında kadardım. Kız kardeşim Müşerref’in ciddi şekilde hasta olduğunu anlayabilecek durumdaydım. Derin bir korku ve endişeyle yüzüne bakakaldığım annem,  göz yaşlarını saklamaya çalışarak “Müşerref’in bir şeyciği yok oğlum biraz sonra  hiç bir şeyciği kalmayacak. Haydi sen aşağı in, çorbanı iç.” diyerek beni yanlarından uzaklaştırdı.  İster  istemez aşağı kattaki odaya indim, kurulu sofranın başına oturup tepsideki tarhana çorbasını kaşıklamaya çalıştım. Dedemin ve ninemin ısrarlarına rağmen birkaç kaşık aldıktan sonra sofradan kalktım. Ben sofradan kalkarken  annem, kucağındaki Müşerref’le yanımıza geldi, bana dönüp “ Haydi oğlum, git, Dorkuska Nene’yi çağır da gelsin, Müşerref’e bir okuyup üfleyiversin.” Dedi. Dışarıdaki tipiye aldırmadan yalın ayak, başım açık Dorkuska Nene’nin evine koştum. Beni dikkatle dinleyen yaşlı kadın başını feracesiyle örttü, çıplak ayaklarına lastik pabuçlarını geçirip peşime takıldı.

 

Eve geldiğimizde  kız kardeşimin titremesi durmuştu, Pencere kenarındaki minderde uyur haldeydi. Yaşlı kadın, annemden hemen bir ayna ve bir yumurta getirmesini istedi. İstedikleri verilince aynayı müşerref’in iki karış kadar uzağına, yüzüne dönük olarak yerleştirdi, yumurtayı da aynanın önüne koydu. Sonra bana dönüp “ Bak, çocuk; şimdi ben okuyup üfleyeceğim, hastalık kardeşinin gözlerinden aynaya, oradan da yumurtaya geçecek. Sonra sen bu aynayı ve yumurtayı kardeşinin gömleğine sarıp köyün dışında, ayak altı olmayan bir yere gömeceksin. İyi gömersen hastalık senin peşine takılıp geri gelmez, kardeşin de iyileşmiş olur! Anladın mı?”

 

Anlamaz mıydım! Dorkuska Nene’nin okuyup üflemesi bitince ayna ve yumurta Müşerref’in fistanına sarılıp kolumun altına sıkıştırıldı. Elime bir çapa alıp hızla köyün dışına  koştum, Bir harman yerini çevreleyen karaçalı çitinin dibini uygun bularak gömülecek nesneleri kar tabakasının üzerine bıraktım. Elimdeki çapayı kullanarak önce toprağı örten kar tabakasını dikkatle sıyırdım.  Ortaya çıkan  yeşil çimenlerin arasında birkaç çiçek duruyordu. Çiçekler, ortalarından bükülmüş ikişer yeşil yaprağın arasında yükselen birer  yeşil sapın ucunda boyunlarını büküp yere eğilmiş, öylece duruyorlardı.. Tarifsiz beyaz, tarifsiz güzel şeylerdi.  Bunları  toplayıp kız kardeşime götürsem olur muydu?

 

Islak toprakta yeterince derin bir çukur açıp fistanı, aynayı ve yumurtayı gömdükten sonra kar örtüsünü bir miktar daha sıyırdım ve hasta kardeşime sunmak üzere bir avuç  çiçek topladığım gibi koşa koşa eve döndüm. Görevimi başarıyla tamamlamış olmanın gururuyla odaya daldım ve elimdemi çiçek demetini hasta  yatağına doğru uzattım. Bekledim ki müşerref yattığı yerden doğrulup kalksın, elini uzatıp çiçekleri alsın, koklasın, gülümsesin…

 

Hayır, Müşerref kalkmadı. Minderin üstünde kıpırtısız, öylece yatıyordu,  Annem  ve minderin çevresinde oturan kadınlar sessizce ağlıyorlardı. Dorkuska Nene usulca bana doğru döndü, elimdeki çiçek demetini görünce, “Ay mari, çocukçaz kız kardeşine ne güzel kukureşkalar getirmiş ama yetiştirmek kısmet olmadı  işte .” dedi.  Sonra başka şeyler de söyledi ama neler söylediğini anlayamadım. Elimde kurureşka demetiyle öylece kalakaldım.

 

Kukureşka’nın  öksüzahmet, akbardak gibi başka adlarının da bulunduğunu, ama en yaygın adının kardelen olduğunu çok sonra öğrendim.

 

Kukureşka, Kocapınar Köyünün çevresinde ocak  ayı başlarında, meşeler arasındaki çimenlik alanlarda boy verir Yeşil çimenlerle, kurumuş meşe yapraklarıyla kaplı küçük alanlarda şubat ayı ile mart ayının ortalarına kadar saltanatını sürdürür. Sonra toprağın altına çekilerek yerini başka çiçeklerin saltanatına terk    eder.  Kukureşka günlerinde fırsat buldukça gider, binlercesi bir arada bulunan çiçekleri ziyaret ederim.  Bilirim ki Müşerref kardeşim, bu birbirinden güzel çiçeklerin arasında bir yerde boy vermektedir.  Bu inançla kardelenleri, kızkardeşimi selamlar gibi sonsuz bir özlem ve sevgiyle  selamlarım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test