KUYUNUN DİBİNDEN GÖK YÜZÜNE…

Derin, karanlık, merdivensiz  bir kuyunun dibinde bulunduğunuzu var sayın. Çevrenize baktığınızda ne görürsünüz? Karanlık nedeniyle ancak el yordamıyla algılayabildiğiniz görünmez bir duvar ve gündüzse tepenizde bir avuç  mavi  gök yüzü, geceyse ay ya da birkaç yıldız… Görebildiğiniz her şey bunlardan ibaret.

 

İçinde bulunduğunuz durum hoşnut edici değil, berbat, ürkünç. Canınızın derdine düşersiniz. Hele ki yalnız değilsiniz. Yanınızda başkaları da var. Tümünüz farkındasınız tepedeki bir avuç aydınlığın  ne kadar çekici, kışkırtıcı olduğunun. Ne ki o karanlık, o girintisiz çıkıntısız, o kaygan kuyu duvarını tırmanarak aşmanın ne kadar zor olduğunu da tümünüz fark ediyorsunuz.

 

Diptekilerden bir kısmı daha işin başında çekiyor teslim bayrağını: “Bizim kaderimiz buymuş, ne yapalım, çekeriz.”  diyor; bir köşeye çekiliyor, diğerlerine de, ışığa da  sırtını dönüp tespih böceği gibi kıvrılıyor.  Böylece sorununu çözdüğünü var sayarak güya rahatlıyor.  Onlar için her durumun, her olayın, her sorunun apaçık bir nedeni var: Kader… Ve tabii ki kadere karşı durulmaz…

 

Kuyunun dibindekilerden bir kısmı  ise Duvara tırmanıp aydınlığa ulaşmanın mümkün olabileceğini, ancak bunun çok güç olacağını, kendilerinin bu güçlüklerle  asla baş edemeyeceklerini düşünüyorlar.  Bu nedenle içlerinden bir kısmı tırmanmayı denemek bir yana,  sizin denemenize bile engel olmaya çalışıyorlar. Başka bir kısmı ise kendileri denemeyi göze alamasa da sizi yüreklendirmeye çalışıyor, karşılaşılacak büyük güçlüklere rağmen ola ki ışığa ulaşabileceğinize inandıklarını söylüyorlar.

 

Ve siz, karanlık kuyunun dibindeki  bezgin kalabalığın içinden sıyrılıp çıkabilen birkaç kişi, canınızı dişinize takıyor, o düz, o kaygan duvarı tırnaklarınızla kaza kaza yukarıya, aydınlığa doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Yükselişinizin her basamağında karanlık duvar kısalıp karanlık yerini alaca karanlığa, giderek daha aydınlığa bırakırken, tepenizdeki aydınlık gök yüzü biraz daha, biraz daha genişliyor. Ve  sonra bir an geliyor ki  başınız kuyunun dışına çıkıyor.  Artık kuyu, dünyayı görmenize engel değil!  Oh bee!

 

Başınızı kuyudan dışarı çıkarıp çevreyi görme olanağına ulaşmak evrensel bir başarı. Tarifsiz bir güzellik.  Düpedüz bir devrim! Ama yeter mi?

 

Başınızı kuyudan çıkarıp bakınca gördükleriniz, bir avuç yeryüzüyle o alanda bulunan otlardan, böceklerden, ağaçlardan ve yukarıdaki koskocaman gökyüzünden ibarettir. Kuyudan çıkıp çevreye bir adam boyu yüksekten bakınca gördüğünüz alan genişler ve gördükleriniz sayıca, çeşitçe çoğalır.

 

Kuyudan  çıkıp yeryüzüne ayak basanların bir kısmı, ulaştıkları  düzeyle yetinirler. Siz, gördükleriyle yetinmeyen üç beş kişi ise aydınlığa, ışığa, gerçeğe doğru  yükselmeye devam edersiniz. Yükselişinizin her aşamasında yeryüzünün ve gökyüzünün daha geniş bir alanını ve bu alanlarda olup bitenleri, bu alanlarda yer alan varlıkları, bu varlıklar arasındaki etkileşimleri, oluşumları… açık seçik görür, algılar ve anlarsınız. Gördüklerinizi algılamak ve anlamakla yetinmezsiniz,  bunları güneşe doğru yürüyüşte sizi izleyenlere ve izlemeyenlere  ve kuyunun dibinde kalanlara da büyük bir zevkle, sevinç ve mutlulukla anlatmaya çalışırsınız…  Ve umarsınız ki anlattıklarınız sizden geride kalanların ilgisini çekecektir.  Yazık ki sonuç genellikle düş kırıklığıdır.  Konuya karşı ilgi, umduğunuzun çok çok altında kalır. Kuyunun dibinde kıvrılıp kalanların tepkisi ise apaçık kıskançlığın, kinin, nefretin homurtu, sövmece, iftira kılıklarına bürünmüş haliyle kuyudan  fışkırır. 

 

Karanlık mahlukatının kuyudan püskürttükleri kin ve nefret çığlıkları elbet herkesi olduğu gibi sizleri de olumsuz etkileyecektir.  Etkilenmeniz doğaldır.  Ama siz onların tepkilerinin nedenlerini de,  onlar istiyor diye aydınlığa yolculuğunuzdan vazgeçemeyeceğinizi de biliyorsunuz!

 

Kuyunun dibinden gökyüzüne  yönelen yolculuğunuzda size sonsuz başarılar diliyoruz. Ve.. biliyoruz ki karanlık kuyulardan fışkıran tüm engellere rağmen aydınlık yolcularının sayısı ve gücü gün be gün artacak, artacaktır.    

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test