MAGANDANIN ÖNDE GELENLERİ

Gün geçmiyor ki medyamız maganda cinayetlerinden, magandaların kör kurşunlarına hedef  olan çocuklardan söz etmesin. Düğün meydanları, maç sonrası kutlama alanları magandaların başlıca eylem yerleridir.

 

Maganda dediğimiz tipler öyle sıradan insanlar değil bir kere. Gömlek yakalarını göbeklerine kadar açıp kıllı göğüslerini teşhir edenlerinden şık giyimli “Sen benim kim  olduğumu biliyor musun?”culara,  “Büyüklerimizin hepsi benim adamımdır, bir dediğimi iki etmezler, söyle bir isteğin varsa hemen yaptırayım!”cılara ve daha bir çok tiksindirici tavırlar sergileyenlerine kadar bin bir çeşidi vardır. Hünerlerini sergileyecekleri ortamı bulmaya görsünler, hemen harekete geçerler: Çekerler tabancalarını, otomatik tüfeklerini, peş peşe  basarlar tetiğe zevkten orgazm ola ola…  Bir yandan da topluma karşı güç gösterisinde bulunur ve muhayyel düşmanlarına karşı tehdit yağdırmış olurlar. Ne aslanlar, kaplanlar, kahramanlar ama değil mi? Ha, bu arada havaya diye sıktıkları kurşunlar çevrelerindeki ya da evlerin pencere ve balkonlarındaki  meraklı seyircilerin birine ya da birkaçına isabet edip öldürüvermiş, mesele mi yani? Kahramanların adam öldürme kastı mı vardı ki? Yaptıkları hepi topu tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle ölüme, yaralanmaya sebep olmaktan ibaret taksirli suç.  Ne var bunu bu kadar  abartacak? Hem çoğu kez olay yerinde hazır bulunan sivil – resmi güvenlik görevlileri de tanık değil mi olayda bir kasıt bulunmadığına. Hem onlar görevlerini de  yapmıyorlar mı olaydan sonra? Eli kanlı magandoşu yakalamıyorlar mı binde bir de olsa? E, daha ne istiyorsunuz? Yani ruhsatsız silah taşımayı yasaklayan kanunu uygulayıp milleti silahsızlandırsınlar mı her gün üç beş kişicik ölüyor diye? Siz de çok şey istiyorsunuz be kardeşler! Koskoca maganda kitlesiyle siyasi böyyüklerimizi  karşı karşıya  getirmek mi istiyorsunuz?

 

Magandanın bir başka çeşidinin icra-i sanat eylemek için öyle maçlara, düğüne derneğe ihtiyaçları yoktur. Onlar, kızlarını, kız kardeşlerini başlık parası karşılığında  ahırdaki eşeğini satar gibi satmayı ya da başkalarının satışa çıkardığı kızları karı olarak satın almayı kendileri için hak gören bir kültürün mensuplarıdırlar. Onlar,   bu çirkin satışın getirdiği aşağılanmaya  katlanamayıp boşanmaya kalkışan  kızlarını, karılarını insan olarak görmedikleri, satıldığı, kullanıldığı ahırdan kaçan hayvanları, malları  saydıkları için korkunç bir haklılık duygusu içinde öldürürler zavallıları ve yaman bir kahramanlık  havasıyla gidip teslim olurlar. Çevrelerinin zavallıları da çılgınca alkışlar onları.  Bu tür magandalar “Namusunu temizleyen kahraman!” pozlarıyla hava atar ortalıkta…  Trafik magandaları da ayrı bir alem. Teröristin feriştahları  yani. 

 

Bir başka çeşit magandaysa gücünü, iktidarını ispatlamak, haraç  ya da öc almak için bıçağa, tabancaya, tüfeğe  sarılmaz asla.  Onun kozu parasıdır, nüfuzudur. Parasını ve nüfuzunu kullanarak  gördürür yasaya, ahlaka, insanlığa aykırı işlerini. Kamunun mallarını düzmece ihalelerle,  ölü fiyatına  ele geçirir ve ateş pahasına satarak küpünü doldurur. Parasıyla ya da nüfuzuyla satın alıp uşaklaştırdığı kimseleri çoban köpekleri gibi, av köpekleri gibi hizmete hazır halde peşinde dolaştırır.  O da havasını böyle atar…

 

Bir başka çeşit maganda… diye sürdürmeye gerek yok, yazıyı. Toplumuzda sayısız çeşidi var, bildiğiniz, tanıdığınız gibi… Yukarıda tiplemeye çalıştıklarımız, magandaların en önde gelenleri sadece. Tümünün ortak yanları, bulundukları konumu içlerine sindirememek, aczlerini ve cehaletlerini, örtbas etmeye çalışmak, kısacası kendilerini olmadıkları gibi göstermeye, yutturmaya çalışmak… 

 

Magandaların sayısını en aza indirmedikçe balkonlardan, pencerelerden sokağa bakarken ya da  sokaklarda kendini koruyacak devlet gücünü ararken kurşunlanan, bıçaklanan, boğularak öldürülen, babaları yaşındaki kartoloşlara   karı diye satıldığı için baş kaldırdığından infaz edilen ya da intihardan başka yol bulamayan daha çook insanımızı yitireceğiz. Bu cinayetler böylece sürüp gidecek, taa ki devlet tüm kurumlarıyla insanı insan gibi eğitme görevinin bulunduğunu kabulleninceye, şiddete eğilimli yurttaşlarını belirleyip ruhsal tedaviye alınmalarını bir insanlık görevi olarak benimseyinceye, bunun için hazırlanacak ciddi projeleri  cidden uygulamaya sokuncaya kadar… Daha doğrusu, millet, devleti şakşaklamak yerine her konuda devlet gibi devlet olmaya zorlayıncaya kadar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test