“SEN DE İNSAN MISIN !”

Bu yazının başlığını oluşturan sözler bir soruyu ifade etmiyor aslında, bir yargıyı, bir tepkiyi öfkeyle haykırıyor:  “Sen insan değilsin! ….”

 

Kolay mı karşımızdakine “Sen de insan mısın !” ya da “Sen insan değilsin !” demek? Ne ki zaman zaman bu sözleri söylemek zorunda kalıyoruz. Kime söylüyoruz? Davranış -larını insanca bulmadıklarımıza… Öyleyse nedir insanca davranışlar? Kuşkusuz, insanın bekledikleri! İnsan karşısındaki, çevresindeki insanlardan ne bekler? Siz ne beklersiniz?

 

Korkutulmak ister misiniz? Dışlanmak, görmezden gelinmek, aşağılanmak, küçüm -senmek, yok sayılmak ister misiniz? Kovulmak ister misiniz? Alın terinizin sömürül -mesini, bedelsiz çalıştırılmayı, alışverişte aldatılmayı, kazıklanmayı ister misiniz? Güveninizin kötüye kullanılmasını ister misiniz? Haklarınızın çiğnenmesini, bir iş için kuyrukta beklerken birilerinin önünüze geçip sizi gerilere itmesini ister misiniz? Namusunuza el ve dil uzatılmasını, iftiralara uğramayı ister misiniz? Devlet kapılarında hak ararken kapıdışarı edilmeyi, size haksızlık etmiş olanların devlet kapılarında baş tacı edilmelerini ister misiniz? Elbet istemezsiniz! Kim ister ki!

 

Size karşı yukarıda sayılan ve benzeri olumsuz davranışlarda bulunulduğunda, yüreğinizde kabaran isyanı öyle davrananın yüzüne karşı, “Sen de insan mısın!” diye haykırarak ortaya koyma cesaretini gösteremeseniz bile içinizden onun insan olmadığını, insana yaraşır biçimde davranamadığını düşünür, ondan uzak durma-

ya çalışırsınız.

 

Peki, size hiç “Sen de insan mısın!”  denildi mi? Dilerim hiç denilmemiş olsun! Dilerim siz hep insanca davranmış olasınız. Dilerim, başkalarına karşı hep sevgiyle, saygıyla, hoşgörüyle sabırla davranmış, eğer bir güç ya da yetki sahibiyseniz yetkinizin, gücünüzün sarhoşluğuna kapılmadan, onları sabırla dinlemeye ve anlamaya, taleplerini hakları ve olanaklarınız ölçüsün de karşılamaya çalışmış olasınız. Dilerim kapınız her-

kese açık, gücünüz sorun çözücü olsun.

 

Sözün özü şu ki, kendimize, çevremizdeki insanlara, hayvanlara, bitkilere, geçmişten günümüze kalan ve günümüzde üretilmiş olan eserlere karşı ne kadar sevgi ve saygıyla, dostlukla, hoşgörüyle yaklaşır, sayısız tür ve biçimde biçimlenmiş hayatı ve kültürü korur ve desteklersek , çevremize kin ve nefret tohumları yerine  sevgi, barış, dostluk ve dayanışma tohumları saçarsak o kadar insanız.

 

Bu ölçüleri ben koymuyorum,  Bunlar, bu toprakların yetiştirdiği en büyük  gönüllerin, Mevlanaların, Yunusların, Mustafa Kemallerin koyduğu, dünyanın en önde gelen aydınlarının, bilgelerinin koyduğu insanlık ölçüleri.

 

Ne mutlu yaşamını insanca davranışlarla süsleyebilenlere. Ne mutlu “Evet, bu ölçülere göre ben insanım!” diyebilenlere ! Ne mutlu gönülleri  çevrelerindeki tüm varlıkları kucaklayabilecek  kadar geniş olanla ra! Ne mutlu içtenlikle gülümseyebilenlere!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test