“VAY ANASINI AVRADINI…”

“Vay anasını avradını…” diye söze başlayan  birçok kişi tanıyorsunuzdur. Hatta büyük olasılıkla sizin de söze böyle başladığınız olmuştur. Bu, bizim bölgemizin belki de en büyük ayıbıdır. O kadar alışmışızdır ki söze sövmeceyle başlamaya, sövdüğümüzün farkına bile varmayız çoğu kez. Evinde, anasının, babasının, eşinin, kız kardeşlerinin, kızlarının, oğullarının, hatta torunlarının yanında söze sövmeceyle başlayan ne çok insan tanırım.  Kuşku yok, benzer konuşmalara sizler de tanık olmuşsunuzdur.

 

Uzun yıllar önce bir gün, bir grup arkadaşımla birlikte vapurla Bandırma’dan İstanbul’a  gidiyorduk. Vapurun büyük yolcu salonundaydık. Salonda yüzlerce yolcu vardı. Biz bir arada oturmuş, havadan sudan söz ediyorduk. Tabii, arkadaşlarım her zamanki gibi her cümleye sövmeceyle başlıyorlar, sövmeceleri diğerlerince de tekrarlanarak pekiştiriliyordu. Bir ara çevremizde büyük bir kalabalık oluştuğunu, kalabalığın bizi hayvanat bahçesindeki hayvanları seyreder gibi seyrettiklerini fark ettim ve tarifsiz utandım. Seyircilere hitaben: “Hanım efendiler, Bey efendiler, lütfen bizi bağışlayınız, böyle sövüp sayarak konuşmamızın sizinle hiçbir ilgisi yok. Bu, bizim dil ve eğitim kusurumuz. Arkadaşlarım adına hepinizden özür diliyorum. Lütfen çevremizi boşaltın.”  dedim. Seyirciler sağ olsunlar, anlayış gösterip yerlerine çekildiler. Arkadaşlarımın utançtan yüzlerinin kızardığını fark ettim. Peki sonra mı? Bir süre susulduktan sonra o lanetlik analı avratlı muhabbete kalınan yerden devam edildi…

 

Bir gün, bir arkadaşımla Ankara’da, Kızılay”da yürürken yanımızdan geçen iki kişinin kendi aralarında sık sık sövüp sayarak konuşmalarına tanık olduk. Arkadaşım, “Bunlar kesin Balıkesirli! “ dedi, ben, “Kendilerini tanıyor musun “ diye sordum. Arkadaşım, “Hayır, ama söverek konuştuklarına göre hiç kuşkum yok, istersen kendilerine sorayım.” dedi ve birine yaklaşıp sordu: “Hemşerim, siz Balıkesirli misiniz? “ Adam, “Evet, nerden bildiniz?” deyince bizimki: ”Kendimden bildim, ben de Balıkesirliyim ve sizin gibi söverek konuşuyorum.” diye yanıtladı.

 

Otobüslerde, trenlerde birlikte yolculuk yapmakta olduğumuz ya da sosyal mekanlarda bir arada bulunmak zorunda kaldığımız bazı kimselerin yüksek sesle  ve özellikle söverek konuşmalarından ne kadar rahatsız olduğumuzu hepimiz biliriz. Böyle konuşanlarla aynı ortamı paylaşmak başlı başına azaptır doğrusu. Hele de yanınızda eşiniz, çocuklarınız, bayan arkadaşlarınız varsa…  Yolcular, ayaklarına bulaşmış pislikler gibi görürler böylelerini. Ve bu pisliklerden bir an önce kurtulmak için  içinde bulundukları treni, otobüsü, lokantayı ya da kahvehaneyi bir an önce terk etmeye bakarlar. Yolcular içinde belki en cesur olanları ya da “Belaysa bela ulan!” diyebilenleri bizi uyarmayı deneyebilirler. Bu tür uyarı girişimleri bazen istenen sonucu verse de çoğu kez karakolda biter.

 

Bulundukları ortamlarda sövüp sayarak  yüksek sesle konuşmayı alışkanlık edinmiş kimselerden iseniz bir gün başınızın derde gireceğini, birinin dilinizi kopartıp köpeklere yedirebileceğini, daha da kötüsü, yanına oturacağınız kimsenin sizi ayağına bulaşmış bir pislik gibi göreceğini  unutmamalısınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test