“YİYİN EFENDİLER YİYİN…”

“Yiyin efendiler, yiyin, bu doyumsuz sofra sizin,

Doyuncaya, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin!”

Diyor Tevfik Fikret, HAN-I YAĞMA başlıklı şiirinde. Şair, bu şiirini, kendi çağının yöneticilerinin deveyi havuduyla yutabilme maharetleri karşısında duyduğu yüksek heyecanı ve hayranlığı (!) ifade etmek amacıyla yazıyor.

 

Fikret’in hayırla (!) andığı efendiler (!) o çağda kalıp tarihe gömülmüş değil! Soyları sürüp geliyor. O çağın efendilerini (lüpçügillerini) padişahlar tayin ediyordu, günümüzdekileri ise biz, beyefendilerinin düzenlediği atanmış vekil listelerine uygun olarak bilinçli (!) oylarımızla seçiyoruz. Eh, onlar da ne yapsın, ömürlerini emredilen yolda parmak kaldırmakla mı geçirsinler?  Arada bir elbet kendilerini de düşünecekler, milleti daha iyi temsil edebilmek ve geleceklerini garanti altına almak amacıyla kahramanca, fedakarca, cansiperane çabalarla maaşlarını arttıran yasama çalışmaları yapacaklar. Ne o, yapmasınlar mı? Ayıp, ayıp… Bu kadarcığını da yapamayacaklarsa onlara niye oy verdiniz? Çekemiyorsunuz adamları(!)

 

Tevfik Fikret”in o günün lüpçü efendilerine saygılarını sunmak için yazdığı HAN-I YAĞMA (Yağma Sofrası) başlıklı şiirini, Ceyhun Atuf KANSU tarafından  günümüz  Türkçesine çevrilmiş haliyle aşağıya alıyoruz. Lütfen okuyun ve uygun görürseniz, oy verdiklerinize gönderin:

 

HAN-I YAĞMA (YAĞMA SOFRASI)   Tevfik Fikret:

        

Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı

Huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır

Ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün!

Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden;

Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?

Şu doyumsuz sofra, bakın gelişinizle övünçlü!

Hakkıdır kutsal savaşınızın, evet, o hak da elde bir

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu iç şenliği sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin…

 

Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say:

Soy sop, şeref, gösteriş, oyun, düğün, konak, saray,

Tüm sizindir efendiler, konak, saray, gelin, alay;

Tüm sizindir, tüm sizindir, hazır hazır, kolay kolay…

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Büyüklüğün sindirimi biraz ağır olsa da yok zarar,

Görkemli yüceliği, öç alıcı sevinci var,

Bu sofra gönül almanızdan böyle ısınır ve ışıldar.

Sizin şu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Verir zavallı memleket, verir ne varsa; malını,

Varlığını, hayatını, umudunu, hayalini,

Tüm olanca rahatını, olanca gönül balını,

Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin,

Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin!

 

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!

Bugün ki mideler sağlam, bugün ki çorbalar sıcak;

Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…

 

Yiyin, efendiler yiyin; bu cümbüşlü sofra sizin;

Doyuncaya,tıksırıncaya,çatlayıncaya kadar yiyin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Test